kahve etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kahve etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Mayıs 2017 Cuma

MISIR ÇARŞISI VE BÜYÜK VALİDE HAN

    Okul ve iş hayatından dolayı çok fazla İstanbul'a gitme fırsatı bulamıyorum. Gittiğim zamanda altını üstüne getirerek sabahtan gecelere kadar gezmeyi ve çok sevdiğim arkadaşlarım ile zaman geçirmeye bayılıyorum.
    Yine böyle kısa bir süreliğine İstanbul'a evime gittiğimde sevgili arkadaşlarımla alışveriş kaçamağı yapmak için Mısır çarşısına Mahmut Paşa 'ya gittik. Hazır buraya gelmişken de Büyük Valide Han da güneşi batırdık.

30 Ocak 2016 Cumartesi

ÇORUM PARK & SANAT MÜZESİ


     Çorum'a üniversite okumak için gelen bir öğrenci olarak keyifli bir şekilde gezmek her şeye değer.
     İlkbahar ve yaz aylarında çokça gelmiş olduğum bir parkın artık bir müzesi ve de bir cafesi var bu beni oldukça mutlu ediyor.
Çünkü kışın da artık rahatça gidip gezebiliyoruz.Kar yağınca daha da güzel bir görsele sahip oldu sanki.Kısa bir süre önce ne yapalım diye düşündüğümüzde yine kendimizi sokaklarda hatta bu parkta buluverdik.Oldukça güzel ve eğlenceli bir gün geçirdik.
     Devane denilen eski evlerin olduğu sokaklarda karların içinde gezerek ve fotoğraf çekilerek merkeze kadar geldik.Merkezde ise önce geç de olsa kahvaltı yapmak için Simitçiyi seçip harika bir kahvaltı yaptık hep beraber.Kahvaltının üzerine tabi ki de kahve iyi gider deyip oradan çıktık.Ve çok yakınında olan Çorum Parkı gezerek oradaki daha çok yeni açılmış olan sanat müzesini de gezdikten sonra Kocatepe Kahve evinde kahvelerimizi yudumladık.Gerçekten iyi sunumlarla karşılaştık bugün ve doğanın en güzel görüntülerini yakaladık diyebilirim.


Çorum Devane Eski Sokak Kapıları        
Özellikle bugün Çorum Parktan ve buranın güzelliğinden bahsetmek istiyorum.Simitçi zaten herkesin bildiği gibi hep aynı konsepte olan bir cafe fakat Kocatepe den daha sonraki bir postta bahsetmek istiyorum çünkü buradaki kahve çeşitlerine ne kadar bayılıyorum desem az kalır.
Devane ise Çorum'un eski semtlerinden biri burada gecekondular ve küçük esnaflar var hayata tutunmaya çalışan...Ben tarihi ve eski yapıları sevdiğim için buralarda gezerken mutlu oluyorum ama herkes tabi ki bu durumu farklı düşünebilir.


Çorum Simitçi 
 Aslında 2014 yılında ilk geldiğimde bu nasıl bir park ne için yapılmış amaç neymiş diye öncelikle sorguladım kendimi bu kadar uzun bir şekilde yapılmış bir kule şekli çok ilginç geldi aslında bana sonra Türk Bayrağını görünce vayy be dedim.
Çorum Park 
İlk başta ön yargılı olsam da zamanla bu parkı sevmeye başladım hatta uğrak yerlerimden oldu diyebilirim. Özellikle de bahar aylarında yanıma bir çanta hazırlayarak çay yada kahve alarak burada kitap okumaya bayılıyorum diyebilirim. 
Çorum Park Buz Tuttu
Ama kışında buraya geldiğimde bu kadar eğlenebileceğimi düşünmüyordum çok soğuk olduğundan dolayı tabi ki de ama yaşayarak öğrenmek böyle bir şey demek ki diyerek sizlerin de yolunuz Çorum'a düşerse kesinlikle buraya gelmenizi sanat galerisini gezmenizi burada kahve içmenizi ve zaman geçirmenizi tavsiye ederim.


Sanat Müzesi Ve Galerisi
Sanat Müzesi Ve Galerisi 
Sanat Müzesi Ve Galerisi 
Sanat Müzesi Ve Galerisi
Sanat Müzesi Ve Galerisi 
Sanat Müzesi Ve Galerisi



20 Ocak 2016 Çarşamba

ADI GÖKKUŞAĞI

                                                         
Bayburt sinür(çayıryolu) köyü ev balkonundan



Huzur dolu bir güne başlayabilmek için...
Sol elimde bir kitap sağ elim de içi dolu bir kahve kupası ile sabahın erken saatlerinde balkonuma çıktım ve önümde duran ufak masama elimdekileri bırakıp kapalı olan balkon pencerelerini araladım. Hafif hafif çiseleyen yaz  yağmurunun  ıslak ama sıcak olduğunu fark ettim. Yağmur damlalarını yüzümde hissetmek adına başımı pencereden uzattım ve gökyüzüne doğru birden gözlerimi açarak bakmaya başladım. Gökyüzünde ihtişamı anlatılamaz bir dans ki o dans yağmurdan ıslanmamak için kaçışan ve cıvıl cıvıl ötüşen kuşlar... Ardından ortaya çıkan gökkuşağı da oldukça ilginç, aslında ilginç olan gökkuşağının renkleri... Ortadan kaybolana kadar uzunca bir süre izledim ve adını bildiğim renkleri ayırdım( açık mavi, mor, yeşil, turuncu...)peki ya geriye kalan renkler sırf biz onların adını bilmiyoruz diye kaybolup gitmeye mahkumlar mı? Bence değiller...
Bunu düşününce canım sıkıldı oturup bir yudum kahve içeyim dedim ki oda sağ olsun buz gibi olmuş... neyse ki o anlardan bu yazı çıkıverdi ortaya...

                                                                                                                     

11 Aralık 2015 Cuma

YALNIZ KADINLAR SOKAĞI










KİTAP: YALNIZ KADINLAR SOKAĞI
YAZAR:MAEVE BİNCHY
 ÇEVİRİ:ŞEMSA YEĞİN
YAYIN:DOĞAN KİTAP
KİTABIN TÜRÜ:AŞK/MACERA
SAYFA SAYISI:496
ORİJİNAL DİLİ:İNGİLİZCE
ÜCRETİ:20 TL









                                                  ----------KİTAP ÖZETİ--------

Ria,iki kız çocuğuyla dul kalmış bir kadının,*iyi bir kısmet dilekleriyle*büyüttüğü kızlarından biridir.Danny Lynch ile tanıştığı güne kadar ablasının gölgesinde kalmış ve duygusal ilişkiler yaşamamıştır.23 yaşında geleceği parlak ne istediğini bilen ve isteklerine ulaşmak için planlar yapan Danny,Ria’yla evlenip Tara sokağı 16 numarada hepsi özenle ve sevgiyle alınmış eşyalarla evlerini adam ederler.İki çocukları olur.Danny başarılı bir iş adamı olarak zirveye tırmanırken,Ria da evini dostlarına açar,mutfak evin en kullanılır alanı haline gelir.Yıllar geçtikçe Danny ve Ria birbirlerine yabancılaşır.Ria’ya dostları,çocukları,evi ve Danny yetmektedir.Fakat Danny’e bunlar yeterli gelmemeye başlar.Başlangıçta kararlı ne yaptığını bilen Ria’sız yapamayan Danny daha sonra bambaşka bir Danny olarak karşımıza çıkar.
 
                                           -----------------BANA KALANLAR------------



İçimden Danny’e az sayıp dökmedim valla ne yalan söyleyeyim. Biz kadınların geninde var herhalde iyi bir eşim olsun beni sevsin güzel dostlarım olsun hep görüşeyim,güzel ferah bir evim olsun içinde mutlu olayım,ailenin temeli çocuklarımız olsun onları büyüteyim,huzurlu ve mutlu bir yaşam süreyim isteğindeyizdir.Ama nerden bilebiliriz ki dostlarımızın arkamızdan iş çevireceğini,hatta hayatta en çok değer verdiğimiz eşimizin bile birgün bizden vazgeçeceğini gözünüzün içine baka baka yalan söyleyeceğini aklınızdan bile geçirmezsiniz.Yalnızca başınıza gelince anlarsınız delice güvenmememiz gerektiğini herkese…
Aslında Danny ve Ria’nın arasında yaşananlar hiçte şaşılacak şeyler değil aksine sık sık duyduğumuz şeyler…
Maeve Binchy bu eserinde de diğer eserlerinde olduğu gibi gündelik hayattın kesitlerinden bir kurguyla güzel bir eser sunmuştur bizlere.


Kitapta beni şaşırtan olay iki kadının yaşamlarından aldıkları bu yarayla başa çıkmaya çalışmak için birbirlerine verdikleri destek.İrlandalı Ria ile Amerikalı Marilyn’in iki aylığına evlerini degiştirmeleri…Farklı dünyalara misafir olan bu iki kadının yaşadıklarından ders almaya değer …

10 Kasım 2015 Salı

SENİ ÇOK ÖZLEDİK ATAM



 Bugün günümü bitirmeye hazırlanırken çok
güzel bir gün geçirdiğimi fark ettim ve bloguma çok fazla zaman ayırmadığımı düşünerek artık daha fazla yazı yazmamın zamanı gelmiş diye hissettim.

    Bir 10 Kasım sabahı yine bir Atatürk'ü anma programında yer aldığım için çok mutluyum ve daha nice anma törenlerinde olurum inşallah diyorum...Fotoğrafı çeken arkadaşıma da ayrıca teşekkür ederim.

    Bugün okulumda şiirimi okuduktan sonra huzurlu bir şekilde evime geldim.Çalışmalarıma devam etmek için bilgisayarımı açıp da her gün görmüş olduğum o fotoğrafa baktığımda o an için o fotoğrafın daha farklı göründüğünü keşfettim.

     Mustafa Kemal Atatürk'ün en sevdiğim fotoğrafı benim ekran fotoğrafım her bilgisayarımı açtığımda onun o gülümseyerek ve aslında ne kadar zor şartlar altında olsa da çocuklara bunu belli etmemek adına onlarla geçirdiği zamanlardan sadece bir kesit.Ben bu fotoğrafa her baktığımda ona duymam gereken minneti hatırlıyorum ve o hırsla çalışmalarıma devam ediyorum.Bunlar kafamın için de dönüp dururken motivasyonumu toplamak için kendime bir kahve yaptım ve araştırmalarmalarımı yapmaya devam ettim.İşim bittiğinde ise sosyal medyaya bakınmaktan tabiki de kendimi alıkoyamadım.Bir çok kişinin paylaşmış olduğu fotoğraflara,yazılara baktım bugün için...
     Aslında kimin ne paylaştığı ne söylediği iyimi yoksa kötümü gerçekten hiç umrumda değil...
Çünkü Atatürk sevgisi daha küçücükken yüreklerimize işlendi ve bunun için özel bir çaba harcanmadı.Aslında her şeyin ortada olduğu bir konuyu tartışmak da bana çok saçma geliyor.
Atatürk'ü eleştirmek onun hakkında şöyle böyle 
diyerek olmadık asılsız şeyler söylemek gerçekten 
çok büyük bir saçmalık.


       Okumak lazım öncelikle çok okumak ve adam akıllı düşünmek gerek.Peşinde olduğun şeyin hakkını vermek gerek.Okumak demişken bir tarih öğrencisi olmaktan ve sürekli okumaktan öğrenmekten çok çok çok mutluyum iyiki de bu bölüme yönlendirilmişim.
Ve tekrar okumak demişken Atatürk'ü anlayabilmek için onun elbetteki NUTUK kitabının okunması gerektiğine inanmaktayım.Bir liderin düşüncelerini hatta  her yönünü öğrenebilmek için önce yaptıklarına sonra söylediklerine en sonda yazmış olduğu eserlere bakmak lazım çünkü insanı ele veren en önemli şey yazdıklarıdır.
Ben bugün uzun zamandır kütüphanemde bekleyen NUTUK kitabının Kadir Depsen tarafından hazırlanan versiyonunu okudum ve Atatürk'e olan hayranlığım,bağımlılığım,minnettarlığım bir kat daha arttı ve iyiki de okudum diyorum.Sizler de NUTUK kitabını mutlaka okuyun derim.

25 Ağustos 2015 Salı

GİRNE YAT LİMANI


      Birkaç kere gelmiş olamama rağmen her geldiğimde ayrı bir heyecan yaşıyorum Kıbrısı gezerken özelliklede Girne’nin yat limanında vakit geçirmeyi akşam yürüyüşleri yapmayı ve buranın serinliğini seviyorum. Saatlerce burada limanı izlemek gemilere bakarak dalıp gitmek benim için paha biçilemez.
Burada birbirinden güzel restoranlar, barlar, kafeler, marinalar var oldukça da kalabalıklar. Ama ben burada ki kafeler de barlar da vakit geçirmek yerine buradaki o eski Venedik yapımı evleri, o rengarenk balıkçı teknelerini ve ışıkların suya yansımasını izleyerek vakit geçirmeyi, huzura doymayı seviyorum. Buraların eskiden ne durumda olduklarını düşünerek zamanın ne kadar çabuk geçtiğine her daim şahit oluyorum.
Mesela şu anda restaurant ve bar işlevi gören binalar, önceleri Anadolu’ya ve Avrupa’ya Kıbrıs’tan ihraç edilen harup (keçi boynuzu)ve tuz için ambar olarak kullanılıyormuş. Harup ve tuzun ihraç edilmesinde önemli bir yer tutan limana İngiliz Sömürge Döneminde dalgakıran ve tek katlı taştan yapılmış gümrük binası inşa edilerek geliştirilmiş. Daha sonra da bu gümrük binasına ikinci kat ilave edilmiş. Bu günkü son şeklini alan yapı ise şu anda Marina Ofisi olarak kullanılıyor.
Ben genellikle buraya geldiğimde önce herhangi bir kafe de  güzelce Türk kahvemi içiyorum bazen mekanı incelerim ya da çokça kitabıma odaklanırım sonra da dondurmamı çekirdeğimi alarak limana doğru rotayı çizerim biraz yürüyüş yapıp yorularak kayalıklarda soluğu alırım.
Sevgili arkadaşıma da bunu anlattığım da hadi beraber de yapalım dedi ve beni çok mutlu etti.Bu yazdıklarımı onunla da tek tek aynı sırayla yaptım ve tadına doyulmaz bir huzura doyarak günümüzü noktalandırdık.
Her akşam geldiğimde de fotoğraf çektirmeyi ihmal etmedim. Gündüz geldiğim de ise alışveriş yapmaktan kendimi alıkoyamadım tabi ki biz bayanlar alışveriş yapmadan duramayız malumunuz üzere… Ayrıca çoğu kez de yemek yedik özelliklede balık menüleri harikaydı.

Sizlerinde Girneye gittiğinizde mutlaka bu limanda böyle anlar yaşamanızı ve keyifli sohbetler yapmanızı öneririm gerçekten unutulmaz anılar bunlar. Bir de aklınızda bulunsun buraya gelirken yaz mevsiminde de olsanız ince bir hırka bulundurunuz yanınızda çünkü çok esiyor...






BURSA YEŞİL CAMİ & YEŞİL TÜRBE

Bahçelievler Belediyesinin düzenlemiş olduğu günübirlik Bursa gezisine katıldığım ve soluğu o çok istediğim Yeşil Cami de aldığım anı paylaş...