kış etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kış etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Şubat 2016 Salı

ULUDAĞ GEZİSİ


Kışın yapılacak en güzel şey aslında kar varsa dolu dolu gezmektir.Sevdikleriniz ile gezmek daha güzeldir.Ben bu defa gezi olarak sevdiklerim ile Bursa Uludağ'ı seçtim hem biraz dağda temiz hava alarak trekking yapmak hemde kayak yaparak zaman geçirmek ve de Bursa'nın merkezine inerek doyasıya gezmek istedim.


Plan program yapıldıktan sonra bir tur ile kendimizi Uludağ'a atıverdik önce güzel bir kahvaltı sonra da bir güzel yürüyüş yaptık.Yalnız çok fazla imkanımız olmadığından ve arkadaşlarımın kayak yapamamasından dolayı kayak pistinden ziyade kızak kiralayarak kendimize uygun bir yer bularak az da olsa kayarak eğlendik.
İlla da kızak kaymayı yada kayak yapmayı bilmek gerekmiyor eğlenmek için.Burada karların üzerinde bata çıka yürümek, o kar havasını o temiz havayı solumak, o sessizliğin melodisini dinlemek,zirveye ulaşmak için yorulsanız dahi adım atmak,o zirveye vardığınızda adınızı oraya yazmak orada ki zor kayalıklara tırmanmak,kendinizi güçlü hissetmek ve de huzurlu hissetmek inanınki paha biçilemez.
Yapmanızı tavsiye ettiğim gezi türü tabi ki de cimri gezi türü olsun derim.İlla da şehir dışına çıkıp oralarda gezmek için çok para harcamanıza gerek yok.Ben üniversite öğrencisi olduğum için okul içinde yapılan gezileri asla kaçırmıyorum hem çok cüzi bir fiyata denk geliyor hemde fazla dertlenmiyorum ne yapacağım nereye gideceğim nereleri görmem gerekiyor diye.Bu gezilerin çoğunu da öğrenciler gerçekleştirdikleri için denk geldiğinizde arayıp konuşunuz derim çünkü illa da geziye katılmanız için öğrenci olmanız gerekmiyor.Ben kendimde böyle geziler düzenlediğim için arayıp da gelmek isteyen kişileri asla geri çevirmiyorum.
Ayrıca bir yere ne kadar kalabalık giderseniz yol masrafı, yemek masrafı ,kalacak yer masrafı neredeyse yarı yarıya iniyor diyebilirim.
Ayrıca böyle güzel yerlere çok sevdiklerinizle gidiniz derim çünkü daha sonrasında sırf bu yüzden severek gittiğiniz bir yerden nefret de edebilirsiniz.
Sevgiliniz ile el ele karda yürümek veya arkadaşlarınızla karda koşturmak zirveye çıkmak için yarışmak inanın çok güzel duygular.Arada yorulup da o karların üzerine kendinizi atıp sırt üstü yatmanız ve gökyüzünü izlemeniz ve bulutlarda ki  şekilleri bulmanız ayrı bir keyif.Daha önce dokunduğunuzda hiç farkına varmadığınız kar tanelerinin aslında hepsinde farklı şekiller olduğunu farkettiğiniz de yaşadığınız heyecan inanılmazdır.
Erkekler de değilde bayanlar da genelde bir diyet pozisyonu bulunmaktadır.Ben buna kesinlikle karşıyım insan tabi ki de kendine dikkat etmelidir sağlıklı olmak için çok kilo almamak için ama sürekli diyet yapmak.Bana mantıklı gelmiyor.Ama dağa geldiğinizde kesinlikle sucuk ekmek yemeden dönmeyiniz derim çünkü buranın rajonu sucuk ekmek yemektir.
Yemekten sonra ise sahlep içmeyi unutmayınız derim.
Dönerken buradan bir hatıra olsun diye ne alabiliriz diye düşünürseniz ki bunu hepimiz yapıyoruz.Hediyelik eşya satan bir sürü yerler var.Bir mağnet,çerçeve yada bardak almanız yeterli diye düşünüyorum ki çok para harcamaya gerek yok.Buradaki en güzel hatıraların yaşadığınız anlar olduğunu ve o anları fotoğraf çektirerek ölümsüzleştirdiğini unutmayınız derim.



Bende burada çok güzel fotoğraflar çekildim ve o anları ölümsüzleştirdim.Bazılarını sizlerle paylaşarak sizlerinde en kısa zamanda bu güzel duyguları yaşayarak buraları gezmenizi dilerim.





30 Ocak 2016 Cumartesi

ÇORUM PARK & SANAT MÜZESİ


     Çorum'a üniversite okumak için gelen bir öğrenci olarak keyifli bir şekilde gezmek her şeye değer.
     İlkbahar ve yaz aylarında çokça gelmiş olduğum bir parkın artık bir müzesi ve de bir cafesi var bu beni oldukça mutlu ediyor.
Çünkü kışın da artık rahatça gidip gezebiliyoruz.Kar yağınca daha da güzel bir görsele sahip oldu sanki.Kısa bir süre önce ne yapalım diye düşündüğümüzde yine kendimizi sokaklarda hatta bu parkta buluverdik.Oldukça güzel ve eğlenceli bir gün geçirdik.
     Devane denilen eski evlerin olduğu sokaklarda karların içinde gezerek ve fotoğraf çekilerek merkeze kadar geldik.Merkezde ise önce geç de olsa kahvaltı yapmak için Simitçiyi seçip harika bir kahvaltı yaptık hep beraber.Kahvaltının üzerine tabi ki de kahve iyi gider deyip oradan çıktık.Ve çok yakınında olan Çorum Parkı gezerek oradaki daha çok yeni açılmış olan sanat müzesini de gezdikten sonra Kocatepe Kahve evinde kahvelerimizi yudumladık.Gerçekten iyi sunumlarla karşılaştık bugün ve doğanın en güzel görüntülerini yakaladık diyebilirim.


Çorum Devane Eski Sokak Kapıları        
Özellikle bugün Çorum Parktan ve buranın güzelliğinden bahsetmek istiyorum.Simitçi zaten herkesin bildiği gibi hep aynı konsepte olan bir cafe fakat Kocatepe den daha sonraki bir postta bahsetmek istiyorum çünkü buradaki kahve çeşitlerine ne kadar bayılıyorum desem az kalır.
Devane ise Çorum'un eski semtlerinden biri burada gecekondular ve küçük esnaflar var hayata tutunmaya çalışan...Ben tarihi ve eski yapıları sevdiğim için buralarda gezerken mutlu oluyorum ama herkes tabi ki bu durumu farklı düşünebilir.


Çorum Simitçi 
 Aslında 2014 yılında ilk geldiğimde bu nasıl bir park ne için yapılmış amaç neymiş diye öncelikle sorguladım kendimi bu kadar uzun bir şekilde yapılmış bir kule şekli çok ilginç geldi aslında bana sonra Türk Bayrağını görünce vayy be dedim.
Çorum Park 
İlk başta ön yargılı olsam da zamanla bu parkı sevmeye başladım hatta uğrak yerlerimden oldu diyebilirim. Özellikle de bahar aylarında yanıma bir çanta hazırlayarak çay yada kahve alarak burada kitap okumaya bayılıyorum diyebilirim. 
Çorum Park Buz Tuttu
Ama kışında buraya geldiğimde bu kadar eğlenebileceğimi düşünmüyordum çok soğuk olduğundan dolayı tabi ki de ama yaşayarak öğrenmek böyle bir şey demek ki diyerek sizlerin de yolunuz Çorum'a düşerse kesinlikle buraya gelmenizi sanat galerisini gezmenizi burada kahve içmenizi ve zaman geçirmenizi tavsiye ederim.


Sanat Müzesi Ve Galerisi
Sanat Müzesi Ve Galerisi 
Sanat Müzesi Ve Galerisi 
Sanat Müzesi Ve Galerisi
Sanat Müzesi Ve Galerisi 
Sanat Müzesi Ve Galerisi



27 Ocak 2016 Çarşamba

ESKİ DOSTLAR PARK & CAFE (ATAKÖY)

İstanbul’un işlek semtlerinden biri olan Şirinevler de ikamet ettiğim dönemlerde hem yakın olması hem de çok kalabalık olmaması açısından hemen Ataköy semtine kaçardım.Haftada birkaç kez buraya geldiğim bile oluyordu. Hala da buraya gelirim. Küçücük de olsa o alışveriş merkezi olan Atrium a gidip orada saatlerce vakit geçirmeyi, Yunus Emre kültür merkezinde tiyatro seyretmeyi sakin sokaklarında parklarında gezinmeyi seviyorum Ataköy’ün. Hem yaz hem kış burada olmayı seviyorum.
Kar yağdığında daha da mı güzel oluyor ne burası…

Karlı günlerden birinde geldik buraya el değmemiş karlarda kar topu oynadık, üzerine bastıkça çıkan sesler inanılmaz iç gıcıklayıcıydı ama yine koşturmaya devam ettik hatta dayanamadık o kadar temiz ve güzeldi ki üzerine yatıp yuvarlandık bile…
E tabi her güzelliğin bir hüsran sonucu vardı. Kar soğuktu ve biz birbirimize attığımız kar toplarıyla ıslandık koşarken yorulduk ve terledik dolayısıyla da üşüdük.


Hem ısınmak hem de dinlenmek için bir yerler aramaya koyulduk. Neyse ki imdadımıza Eski Dostlar park ve cafe yetişti. Burada sıcak çaylarımızı içtik bir şeyler atıştırdık. Üzerimizi kurutup kendimize geldik. Fotoğraf çekilmeyi unutmadık tabi ki…
Parkta kar yağarken suda ördeklerin dansını bile izledik. Bu hayvanlar bence çok akıllı yaratıklar her şeyin kıymetini biliyorlar.
Çok güzel bir gün geçirdik çok yorulduk ve hatıra arşivimize yeni anılar yeni fotoğraflar ekledik.

Sizlerin de gitmesi ve arşivinize yeni anılar yeni fotoğraflar eklemeniz dileğiyle…









18 Aralık 2015 Cuma

ADİLCEVAZ SAHİLİ


    İki yıl boyunca her canım sıkıldığında kaçıp kaçıp kafa dinlemeye geldiğim bir yerden bahsetmesem olmazdı tabi ki...
Sahil dediğimiz yer aslında Van Gölü,halkın göl değilde deniz dediğini de buralara giderseniz duyarsınız.Gerçi göl denmesi ya da deniz denmesi beni çok da enterese etmiyor doğrusunu bildikten sonra...

   Adilcevaz sahil kenarı oldukça güzel ve temiz.Buraya genelde yalnız gelip,kafa dinleyerek,kitap okuyarak yada suyun sesini dinleyerek keyif alsam da çoğu kez arkadaşlarımla gelip onlarla piknik yapmak yada sahilde bulunan kafelerde bir çay içip okey oynamak da bu keyfe dahildi.
    En güzeli de sahilden balık tutup o kumların üstünde iki tane taşta onları közleyip gecenin mehtabıyla da onları bir güzel mideye indirmekti.
    Her yerden gelen arkadaşlarım vardı.Sohbet sohbeti açardı ve zamanın nasıl geçtiğini anlamazdık bile.O kadar çok şeyden bahsederdik ki herkes eteğindekileri döker rahatlardı.
Adilcevaz da nereden bulacaksın psikoloğu en iyi psikolog sahil eşliğinde güvenilir olan dostlardı.
   Adilcevaz sahilinin nasıl oluşturulduğunu bilmiyorum,kaç senesinde keşfedildiğini,halka açık hale getirildiğini de bilmiyorum.Ama tek bildiğim kesinlikle ve kesinlikle buranın bir doğa harikası olduğudur.Ben burada öğrenciyken sabah güneşin doğuşunu takiben termosa çayı koyup kızları uyandırıp yanıma alarak fırına gider ekmeğimi simidimi kapar,marketten de domatesi peyniri tereyağını kaptığımız gibi sahile inerdik o taşlara dizilip güneşin doğuşunu izleyerek kahvaltı yapardık.Yazında karpuz peynir ekmek yapmadan gitmezdik.Tabi bunun mısırı var dondurması var...
Yani kısacası eğer buralardaysanız bu keyifleri yaşayın arkadaş derim...




14 Ağustos 2015 Cuma

GÜLHANE PARKI





      Sultanahmet’e her geldiğim de bu eşsiz parkta zaman geçirmeden asla eve dönmüyorum. Bu parkın ayrı bir huzuru ayrı bir tarihi dokusu var. Hiç bir şey yapmasam da çimlerine oturup sevdiğim bir kitaptan iki satır bile okusam bana yetiyor.
Bu parka birçok arkadaşım ile birlikte geldim hepsiyle çok güzel anılarım oldu. Çünkü sadece sıradan bir park değil burası birçok eseri birçok tarihi içerisinde barındıran bir yer bu da bizlerin sürekli burayı ziyaret etmesini sağlıyor.


      Gülhane bölümünün iki kısmı vardır, ilk kapıdan girdiğinizde size eskiden Alay Köşkü denilen ve padişahın geçit törenlerini buradan izlediği yer göz kırpar. İhtişamı göz kamaştırıcıdır. Devam ettiğinizde İstanbul Büyükşehir Belediyesinin yapmış olduğu çalışmalar karşılar bizleri. Koru halini tam haliyle sunmaktadır. Küçük fıskiyeli bir havuz serinletmekte etrafı tam karşısındaki o duvara yapılan eser vay dedirtecek şekilde, devam ettikçe başınızın üzerinden rengarenk papağanların geçtiğini görüp seslerini işiteceksiniz ve etrafınızdaki ulu çınar ağaçlarının varlığıyla huzura doyacaksınız diyebilirim.

Son zamanlarda fotoğraf çekimlerinin çokça yapıldığı düşünülerek özel birkaç yer bile yapılmış gayet başarılı olduğunu düşünüyorum ben bile buralarda fotoğraf çektirdim.
Parkın içerisinde iki güzel müze var içerisine girip gezmeden ve o dokuyu soluyup o saklanan tarihi görmeden ayrılmayın derim. İlki Tanzimat müzesi ki bunu anlatmama gerek var mı bilmiyorum ama yine de bir bahsedeyim Gülhane-i Hattı Hümayun’u olarak bilinen Tanzimat Fermanı burada okutulmuştu. Fermanın da bulunduğu bu müze bence gezilmelidir.
İkincisi ise henüz yeni sayılan bir müze eskiden Has Ahırların bulunduğu ve Topkapı Sarayı’na ait olan bu bina şimdi ise tarihe tanıklık etmiş eşyalarla birlikte canlandırılmış olan İslam Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesi olarak ziyarete açılmış durumdadır. İçerisinde gerçekten doyurucu şekilde tarihten kalma eşyalar ve nasıl kullanıldıkları anlatılan bilgiler vardır.(Bu iki müzeye diğer postlarımda ayrıntılı olarak ayrı ayrı yer vermeye çalışacağım)

Parkı gezmeye devam ettiğimizde sağ yokuş kısmının hala askeriyeye ait olduğunu görürsünüz ayrıca yukarı kısımların aslında Arkeoloji müzesinin bahçesi hatta Çinili köşkten göz kırpan pencerelerin olduğunu görürsünüz devam ettikçe yokuşa doğru çıkar ve buradan Marmara’nın el sallayarak Haliç ve Adaları kucaklayıp size göz ziyafeti çektiğini anlarsınız. Burada kır kahveleri bulunmakta mola vererek burada bir şeyler atıştırarak çayınızı yudumlayabilirsiniz fakat biraz tuzlu olduğu konusunda uyarmadan edemeyeceğim. Şahsen ben buraya gelirken termosum ve çantamdan eksik etmediğim abur cuburlarımla ve en sevdiğim kitaplarım ile geliyorum.

Gezerken dediğim gibi tarihe tanıklık etmiş bu parkta gözden kaçırabileceğiniz yapılar bulunmakta çünkü park oldukça büyük ben birkaç kere gezdikten sonra fark edebildim burada saklanan Gotlar sütununu bu sütunun da tarihte güzel bir yeri var tabi ki Romalılardan kalmış bu sütun…
Tam çıkışın da kocaman ve süslü harflerle Gülhane yazısını görüpte hatıra olsun diye fotoğraf çekmeden ayrılmayın. Sizlerle bu parkta yaşadığım güzel bir anımı paylaşayım bir gün akşam vakitlerinde yine bu parkta geziyorken Büyükşehir Belediyesinin çiçek dikim çalışmalarına şahit olduk ve biraz izledik,izlerken de çalışanların gözüne battık haliyle ve bir çalışan buyrun bir şey mi istediniz diye sorunca arkadaşım dayanamayıp atladı bizde yapabilir miyiz diye çalışanlar biraz güldükten sonra tabi istiyorsanız neden olmasın dedi. Arkadaşım kolları sıvayıp çiçek ekmeye başladı bile çok anlamasam da bende biraz yardım ettim. Çok eğlenceli ve keyif vericiydi. Biraz yardım ettikten sonra müsaade istedik ve teşekkür ettik. Onlar da bize teşekkür etti ve ikimize de ikişer tane çiçek verdiler. Tatlı bir yorgunluk ile tranvaya binip evlerimize doğru yol aldık.
Böyle güzel bir anımız  oldu sevgili arkadaşım ile hala bazen burayı gezdiğimizde aynı noktaya gelip baktığımızda birbirimize dönüp gülüyoruz.

İşte böyle yazacaklarım şimdilik bu kadar herkesin bu güzel yeri gezebilmesini ve bol bol güzel fotoğraflar çekerek arşivlerine yeni anılar katabilmesini dilerim…









BURSA YEŞİL CAMİ & YEŞİL TÜRBE

Bahçelievler Belediyesinin düzenlemiş olduğu günübirlik Bursa gezisine katıldığım ve soluğu o çok istediğim Yeşil Cami de aldığım anı paylaş...