cafe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
cafe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Ocak 2016 Çarşamba

ESKİ DOSTLAR PARK & CAFE (ATAKÖY)

İstanbul’un işlek semtlerinden biri olan Şirinevler de ikamet ettiğim dönemlerde hem yakın olması hem de çok kalabalık olmaması açısından hemen Ataköy semtine kaçardım.Haftada birkaç kez buraya geldiğim bile oluyordu. Hala da buraya gelirim. Küçücük de olsa o alışveriş merkezi olan Atrium a gidip orada saatlerce vakit geçirmeyi, Yunus Emre kültür merkezinde tiyatro seyretmeyi sakin sokaklarında parklarında gezinmeyi seviyorum Ataköy’ün. Hem yaz hem kış burada olmayı seviyorum.
Kar yağdığında daha da mı güzel oluyor ne burası…

Karlı günlerden birinde geldik buraya el değmemiş karlarda kar topu oynadık, üzerine bastıkça çıkan sesler inanılmaz iç gıcıklayıcıydı ama yine koşturmaya devam ettik hatta dayanamadık o kadar temiz ve güzeldi ki üzerine yatıp yuvarlandık bile…
E tabi her güzelliğin bir hüsran sonucu vardı. Kar soğuktu ve biz birbirimize attığımız kar toplarıyla ıslandık koşarken yorulduk ve terledik dolayısıyla da üşüdük.


Hem ısınmak hem de dinlenmek için bir yerler aramaya koyulduk. Neyse ki imdadımıza Eski Dostlar park ve cafe yetişti. Burada sıcak çaylarımızı içtik bir şeyler atıştırdık. Üzerimizi kurutup kendimize geldik. Fotoğraf çekilmeyi unutmadık tabi ki…
Parkta kar yağarken suda ördeklerin dansını bile izledik. Bu hayvanlar bence çok akıllı yaratıklar her şeyin kıymetini biliyorlar.
Çok güzel bir gün geçirdik çok yorulduk ve hatıra arşivimize yeni anılar yeni fotoğraflar ekledik.

Sizlerin de gitmesi ve arşivinize yeni anılar yeni fotoğraflar eklemeniz dileğiyle…









11 Aralık 2015 Cuma

YALNIZ KADINLAR SOKAĞI










KİTAP: YALNIZ KADINLAR SOKAĞI
YAZAR:MAEVE BİNCHY
 ÇEVİRİ:ŞEMSA YEĞİN
YAYIN:DOĞAN KİTAP
KİTABIN TÜRÜ:AŞK/MACERA
SAYFA SAYISI:496
ORİJİNAL DİLİ:İNGİLİZCE
ÜCRETİ:20 TL









                                                  ----------KİTAP ÖZETİ--------

Ria,iki kız çocuğuyla dul kalmış bir kadının,*iyi bir kısmet dilekleriyle*büyüttüğü kızlarından biridir.Danny Lynch ile tanıştığı güne kadar ablasının gölgesinde kalmış ve duygusal ilişkiler yaşamamıştır.23 yaşında geleceği parlak ne istediğini bilen ve isteklerine ulaşmak için planlar yapan Danny,Ria’yla evlenip Tara sokağı 16 numarada hepsi özenle ve sevgiyle alınmış eşyalarla evlerini adam ederler.İki çocukları olur.Danny başarılı bir iş adamı olarak zirveye tırmanırken,Ria da evini dostlarına açar,mutfak evin en kullanılır alanı haline gelir.Yıllar geçtikçe Danny ve Ria birbirlerine yabancılaşır.Ria’ya dostları,çocukları,evi ve Danny yetmektedir.Fakat Danny’e bunlar yeterli gelmemeye başlar.Başlangıçta kararlı ne yaptığını bilen Ria’sız yapamayan Danny daha sonra bambaşka bir Danny olarak karşımıza çıkar.
 
                                           -----------------BANA KALANLAR------------



İçimden Danny’e az sayıp dökmedim valla ne yalan söyleyeyim. Biz kadınların geninde var herhalde iyi bir eşim olsun beni sevsin güzel dostlarım olsun hep görüşeyim,güzel ferah bir evim olsun içinde mutlu olayım,ailenin temeli çocuklarımız olsun onları büyüteyim,huzurlu ve mutlu bir yaşam süreyim isteğindeyizdir.Ama nerden bilebiliriz ki dostlarımızın arkamızdan iş çevireceğini,hatta hayatta en çok değer verdiğimiz eşimizin bile birgün bizden vazgeçeceğini gözünüzün içine baka baka yalan söyleyeceğini aklınızdan bile geçirmezsiniz.Yalnızca başınıza gelince anlarsınız delice güvenmememiz gerektiğini herkese…
Aslında Danny ve Ria’nın arasında yaşananlar hiçte şaşılacak şeyler değil aksine sık sık duyduğumuz şeyler…
Maeve Binchy bu eserinde de diğer eserlerinde olduğu gibi gündelik hayattın kesitlerinden bir kurguyla güzel bir eser sunmuştur bizlere.


Kitapta beni şaşırtan olay iki kadının yaşamlarından aldıkları bu yarayla başa çıkmaya çalışmak için birbirlerine verdikleri destek.İrlandalı Ria ile Amerikalı Marilyn’in iki aylığına evlerini degiştirmeleri…Farklı dünyalara misafir olan bu iki kadının yaşadıklarından ders almaya değer …

28 Ağustos 2015 Cuma

BÜYÜK HAN'IN BÜYÜKLÜĞÜ

     


        Kıbrıs da Yeşil Hattı gezdikten sonra buraya çok yakın olan Büyük Han ‘ı da gezelim dedik. Hem çok gezip yorulmuştuk ,biraz mola verip dinlenmek ve bir şeyler yiyerek enerji toplamak için Büyük Han’a doğru yol aldık.
Ben tarihi yerleri ve doğanın mistik yerlerini gezmeyi sevdiğim için canım arkadaşım bana öğrendiği her şeyi öğretmeye ve her yere götürmeye çalışıyor. E ben de tabi onu bu şevkten mahrum etmiyorum tabi ki.
Büyük Han da böyle tarihi ve güzel bir yermiş ben daha önce gitmediğim için merak ettim.Canım arkadaşım beni hiç bilgilendirmez ise olur mu?

Büyük Han 1572 yılında Kıbrıs'ın ilk Osmanlı Valisi olan Muzaffer Paşa tarafından inşa ettirilmiş. Birbirine benzeyen 68 dikdörtgen şeklinde odadan oluşuyormuş, ortasında küçük bir cami bulunan Büyük Han, Anadolu'da bulunan Osmanlı devri çarşı içi iş merkezleri yapısında imiş. Birleşik Krallık hakimiyetinde ilk olarak hapishane, daha sonra ise fakirler için barınak olarak kullanılan bir yapıymış Büyük Han.
Büyük Han dan içeri girer girmez bir huzur kaplıyor içimi bu tarihi yapılar sanırım beni kendi içine çekiyor. Ben de kendimi bırakıyorum ve gezmeye başlıyoruz bu tarihi yapıyı.
Herkesin olduğu gibi benim de batıl olan inançlarım vardır. Bunlardan birisi de su sebilleri ve çeşmelerden su içmek. Ben bu çeşmelerden su içildiğinde tarihten gelen bir parçayı ruhuma aldığımı ve o suyla beraber harmanlandığımı düşünürüm. Onun için de bunu hiç ihmal etmem.
Gezip gezip yorulduk o kadar en iyisi bir şeyler yiyelim diyerek kendimizi buradaki cafelerden birine atıverdik. Buranın meşhur böreklerinden yemeden edemedik.


      Yemek yerken canım arkadaşıma daha önceden gitmiş olduğum Hanlara benzettim burayı dediğimde hangisine Eskişehir de olanına mı dedi bende yok hayır Bursa da olan hana benzettim diyince evet haklı olabilirsin nede olsa aynı Osmanlı yarı tarzında yapılmış diyerek yanılmadığımı doğruladı.
Bu Han ticaret açısından çok önemli çok değerli bir yermiş.Geri dönüşte istenilen hediyeleri alabilmek adına ve orijinal olmasını sağlamak amacıyla burayı baya bir arşınladık. Ama değdi doğrusu çok güzel şeyler satın aldık öyle çok da pahalı değildi doğrusu el emeği olması da cabasıydı.
İnsanlar ne kadar becerikliler ya keşke bende bu kadar becerikli olsam diyorum böyle güzel  el işlerini gördüğüm de ama yapacak bir şey yok.
Her iş yerinde(dükkanında) başka bir maharet başka bir güzellik vardı. El ile yapılan o güzelim sabunlar ,Harup denilen o özel yiyecek yani keçi boynuzundan yapılan o pekmez.Bunu  satan abla ise bu likit çikolata gibidir hepsini aynı anda yeme dedi sakın.

O sakız kabaklarına işlenen sanatı ise başka bir yerde göremem sanırım inanılmaz derecede muhteşemdi.


Ve buradan tabi ki de koleksiyonuma mağnet almadan gitmek olmazdı.Ben cidden buradan çok keyif aldım o güzel ve önemli sayılacak kadar özel olan tarihinden, İçerisindeki o güzel şirin ve küçük kafelerden, o küçük el işlerinin ve onlara verilen o emeklerin ve o sanatın eşsizliği …





25 Ağustos 2015 Salı

GİRNE YAT LİMANI


      Birkaç kere gelmiş olamama rağmen her geldiğimde ayrı bir heyecan yaşıyorum Kıbrısı gezerken özelliklede Girne’nin yat limanında vakit geçirmeyi akşam yürüyüşleri yapmayı ve buranın serinliğini seviyorum. Saatlerce burada limanı izlemek gemilere bakarak dalıp gitmek benim için paha biçilemez.
Burada birbirinden güzel restoranlar, barlar, kafeler, marinalar var oldukça da kalabalıklar. Ama ben burada ki kafeler de barlar da vakit geçirmek yerine buradaki o eski Venedik yapımı evleri, o rengarenk balıkçı teknelerini ve ışıkların suya yansımasını izleyerek vakit geçirmeyi, huzura doymayı seviyorum. Buraların eskiden ne durumda olduklarını düşünerek zamanın ne kadar çabuk geçtiğine her daim şahit oluyorum.
Mesela şu anda restaurant ve bar işlevi gören binalar, önceleri Anadolu’ya ve Avrupa’ya Kıbrıs’tan ihraç edilen harup (keçi boynuzu)ve tuz için ambar olarak kullanılıyormuş. Harup ve tuzun ihraç edilmesinde önemli bir yer tutan limana İngiliz Sömürge Döneminde dalgakıran ve tek katlı taştan yapılmış gümrük binası inşa edilerek geliştirilmiş. Daha sonra da bu gümrük binasına ikinci kat ilave edilmiş. Bu günkü son şeklini alan yapı ise şu anda Marina Ofisi olarak kullanılıyor.
Ben genellikle buraya geldiğimde önce herhangi bir kafe de  güzelce Türk kahvemi içiyorum bazen mekanı incelerim ya da çokça kitabıma odaklanırım sonra da dondurmamı çekirdeğimi alarak limana doğru rotayı çizerim biraz yürüyüş yapıp yorularak kayalıklarda soluğu alırım.
Sevgili arkadaşıma da bunu anlattığım da hadi beraber de yapalım dedi ve beni çok mutlu etti.Bu yazdıklarımı onunla da tek tek aynı sırayla yaptım ve tadına doyulmaz bir huzura doyarak günümüzü noktalandırdık.
Her akşam geldiğimde de fotoğraf çektirmeyi ihmal etmedim. Gündüz geldiğim de ise alışveriş yapmaktan kendimi alıkoyamadım tabi ki biz bayanlar alışveriş yapmadan duramayız malumunuz üzere… Ayrıca çoğu kez de yemek yedik özelliklede balık menüleri harikaydı.

Sizlerinde Girneye gittiğinizde mutlaka bu limanda böyle anlar yaşamanızı ve keyifli sohbetler yapmanızı öneririm gerçekten unutulmaz anılar bunlar. Bir de aklınızda bulunsun buraya gelirken yaz mevsiminde de olsanız ince bir hırka bulundurunuz yanınızda çünkü çok esiyor...






19 Ağustos 2015 Çarşamba

YEREBATAN SARNICI


       Yerebatan Sarnıcına bugün yeniden şehir dışından gelen bir arkadaşımı gezdirmek için gittim. Buraya her geldiğimde farklı bir tat aldığımı itiraf etmeliyim. Her geldiğimde bu yerin bir farklılığıyla karşılaşsam da ilk günkü heyecanımı hala korumaktayım.

Hatırladığım kadarıyla buraya ilk gelişim lise döneminde olmuştu. Daha sonra da defalarca arkadaşlarımı gezdirmek için gelmiştim hatta birkaç kere de şiir dinletisi için gelmiştim. Burada muhteşem bir ambians var. Nemli ve rutubetli olan bu yer bence oldukça mistik bir dokuya da sahip. Sarnıca girme ücreti de öğrenciler için o kadar pahalı değil 5 lira idi.Normal giriş tabi iki katı idi 10 lira.



     Yerebatan sarnıcı günümüze Bizans ve Roma dönemlerinden kalmış bir yapıdır. Bu sarnıcın yapılma nedeni ise kent kuşatıldığı takdirde kentin su ihtiyacını bu sarnıçlardan karşılamakmış. Osmanlı  durağan suyu temiz saymadığı için bu gibi eserlere çok da önem vermemiş ve buradaki suyu sadece sulama amaçlı kullanmıştır.


Uzun zaman kendi kaderine terk edilmiş olan bu eser yapmış olduğum araştırmalara göre 1990 lı yıllarda tekrar temizlenmiş ve onarılmıştır. Yerebatan sarnıcının içerisindeki suda bulunan balıklar ise sonradan buraya ilave edilmiştir. 









Yürüme yolları oldukça güzel şekilde onarılmış ve bu yollardan sarnıcın sonuna kadar gidilip ters dönmüş Medusa başını görmek paha biçilemez. Tabi ki ölümsüzleştirmek için fotoğrafta çekilmelidir. Medusa neden mi bu kadar önemli çünkü kendisi tarihte mitolojik bir kahramandır.
Sarnıcın içerisindeki ışıklandırma oldukça güzel fakat klasik fotoğraf makineleriyle aynı ışıklandırma şeklini fotoğraflamak oldukça zor. Ama yine de hatıra kalması açısından çekilen fotoğraflar da oldukça cürretkar bir sarnıç olduğunu göstermektedir.
















Burası ayrıca Bazilika Sarnıcı olarak da anılmaktadır. Tam olarak 336 tane sütun olduğu kaynaklarda yazmaktadır. Bazı sütunlar özel olarak kabul edilmiş hatta bir tane sütun var ki cidden diğerlerinden farklı benim de hayran olduğum her gittiğim de fotoğraf çektirdiğim ağlayan sütun denilmekte kendisine ve aynı zaman da dilek sütunu deniliyor,daha önce Ayasofya da görmüş olduğum sütunun bir benzeri de burada var yine küçücük bir deliğe parmağınızı sokup tam bir tur attırarak dileğinizi diliyorsunuz. Bu hoşunuza gitmediyse dilek dileyip suya bozuk para da atabilirsiniz. Ya da benim gidi çok dileğiniz varsa her ikisini de  yapabilirsiniz.


























Buradan her dilde çevirisi bulunan broşürlerden ücretsiz olarak alıp tarihi ile ilgili farklı bilgilerde bulabilirsiniz. Ayrıca burada biraz pahalı da olsa bir kafe bulunmakta gezdikten sonra oturup bu havayı teneffüs etmek isterseniz ya da bizim gibi dedikodu yapmak isterseniz tercih edebilirsiniz.



Çıkış bölümün de yanda ufak hediyelik eşya satan dükkanlar var biz yine tercihimizi magnedlerden ve kitap ayraçlarından yana kullandık ama cidden çok güzel objeler bulunmaktadır.
Arkadaşım ile birlikte burada harika zaman geçirdik ve birlikte çok güzel anlar paylaştık aynı zamanda güzel bilgiler edinerek çok güzel fotoğraf kareleri yakaladık.






















İsteyen herkesin bu güzel yere gelerek harika vakit geçirmesi ve arşivine güzel fotoğraflar ekleyerek yeni anılar  oluşturması dileklerimle…

BURSA YEŞİL CAMİ & YEŞİL TÜRBE

Bahçelievler Belediyesinin düzenlemiş olduğu günübirlik Bursa gezisine katıldığım ve soluğu o çok istediğim Yeşil Cami de aldığım anı paylaş...