roman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
roman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Temmuz 2017 Salı

BKM KİTAP VE D&R KİTAP ALIŞVERİŞİ +PTT KARGO



    Son zamanlarda booktuberlarda ve bookstagramlarda gördüğüm kitapları indirimlerden yararlanarak alabilmek için hem d&r 'in yolunu tuttum hem de tüm internet sitelerindeki kitapçılara baktım...

D&R 'in 9.90 tl kampanyasından 7 kitap aldım hepsi harika kitaplar ve çok merak ettiğim kitaplar;
ayrıca 20 lira ödeyerek iki tane sinema bileti aldım.Tabi ki Sabit Fikir dergisi almayı da ihmal etmedim.
1)Tunç İlkman :Herkesleşme : Destek Yayınları
2)Jeffrey Moore :Sinetezya : Aprıl yayınları Çeviri:Ergin Kaptan
3)Patte Smith : Çoluk Çocuk :Domingo Yayınevi Çeviri:Yiğit Değer Bengi
4)Marquis De Sade :Yatak Odasında Felsefe :Zeplin Roman  Çeviri :Alper Turan
5)Vedat Türkali: Güven 1 :Everest yayınları
6)Vedat Türkali: Güven 2
7)Vedat Türkali: Kayıp Romanlar



    BKM kitabevinden 5 adet kitap siparişi verdim onları da yine 9.90 tl kampanyasından aldım.Kitaplar harika çıktılar.
Herkesin deli gibi alıp okuduğu benimse bir türlü kitap alıp okumaya bile fırsat bulamadığım bir dönem sonrasından ancak sipariş vermiş bulunmakta olduğum Ay günlükleri serisi kitapları...

1)Cinder
2)Cress
3)Scarlet
4)Levanna: Marissa Meyer :Artemis Yayınları  Çevirisi : Deniz Arı

 Maalesef serinin iki kitabı eksik ama en kısa zamanda onları da alacağım :)


    Bir tanede sonunda büyük bir Türkçe sözlük aldım.Çünkü her seferinde kütüphaneye gidip aynı kitabı almaktan sıkılmıştım artık...
    Kargo şirketleriyle her defasında sorun yaşamaktan oldukça yoruldum.Ama ptt kargo beni hiç üzmedi çok teşekkür ediyorum onlara:)
    Ayrıca bir kaç hafta önce arkadaşlarımla bir araya gelerek bir koli kitabı bir köy okuluna bağış ettik %25 indirim yaptı ptt kargo bunu belirttiğimiz için...ayrıca bir başka yere kitap gönderirken de belirtildiğinde yine yardımcı oluyorlarmış ücret konusunda...
Eğitime destek verdiği için ve hizmetlerinden dolayı ptt kargoya sonsuz teşekkürler...

Ayrıca YouTube adresinden de videoyu izleyebilirsiniz buradan...

https://www.youtube.com/watch?v=fKnYqcmfHn8&t=370s




26 Şubat 2016 Cuma

KÜÇÜK PRENS


Dünyadaki herkesin okuduğunda mutlu olduğu ilginç bulduğu bu kitabı tekrar tekrar okuduktan sonra bende anlatayım istedim.


Küçük Prens adlı kitabı Antoine de Saint Exupery tarafından yazılmış...
Türkçe çevirisi :  Cemal Süreya &Tomris Uyar tarafından yapılmış...
Ben en sevdiğim yayınevi olan Can yayınevinden temin edip okudum :)
                              
   ====Kitabı anlatacak olursam ====

Bu kitap aslında Antonie de Saint Exupery'nin hayatından aktardığı bir kesiti anlatmaktadır.
Antoine de Saint Exupery gerçek yaşamında bir pilottur ve pilotumuz bir gün Afrika üzerinde bir uçuşa çıkmış yalnız uçağı bozulmuş ve çölde kalmıştır.Çölde kaldığı sırada başından geçen o ufak kesit tüm hayatını değiştirmiştir ve zamanla unutmak istemediği o anları kaleme almıştır.
Çölde iken başka bir gezegenden dünyaya gelmiş olan Küçük Prens adında bir çocuk ile karşılaşır ve tanışıp konuşmaya başlarlar.
Küçük Prens pilotun uyuduğu bir sırada yanına gelir ve onu uyandırarak kendisine bir kuzu çizmesini ister.Pilotumuz önce rüya gördüğünü düşünür sonra kendisine gelerek...Çocuğa resim yapma yeteneğinin olmadığını söyler.Küçük Prens ise onu umursamaz ve bu yeteneğini geliştirememesinin nedeninin ufakken onunla dalga geçmelerinden dolayı olduğunu söyler e isteğini yineler.Pilot ona bir kuzu çizmeyi denemiş fakat Küçük Prens beğenmeyip başka bir tane denemesini istemiştir.Pilot ise beceremeyeceğini anlayınca bir kutu çizmiş ve kuzunun bu kutu içinde olduğunu söylemiştir.Bu Küçük Prensin hoşuna gitmiştir.Daha sonra konuşmaya başlarlar ve pilot başka gezegenden gelen bu çocuğun sırrını çözmeye çalışır.Küçük Prensin küçük bir gezegeni olduğunu üç yanardağının ve bir çiçeğinin olduğunu öğrenir.Küçük Prens pilotumuza yaşadığı yeri ve yaptığı seyahatleri anlatır.Farklı gezegende yaşayan insanlar olduğunu ve onları tanıdığını anlatır.Bunlar : Bir gezegende yaşayan ve gezegendeki her şeye hükmettiğini sanan KRAL,
Kendini begenmiş bir adam,utancını unutmak için sürekli içki içen SARHOŞ,sürekli hesap yapan ve bu işi çok önemseyen bir İŞ ADAMI,gezegendeki fenerleri gece-gündüz durumuna göre yakıp söndürme görevini üstlenmiş BEKÇİ, masa başından kalkmadan kaşiflerin edindikleri bilgileri not eden KAŞİF, insanları taşıyan trenleri bazen sağa bazende sola gönderme görevini üstlenmiş DEMİR YOLU MAKASÇISI gibi daha birçok şey anlatır.
Daha sonra pilot bulunur ve kurtarılır.Pilot evine küçük prenste gezegenine geri döner.

Pilot yaşadığı bu güzel olayı 6 yıl sonra kaleme alır...Çok sevilen bir kitap olur ve basımı arttıkça artar.
Hatta Küçük Prens in kitabının içerisinde bulunan resimler oldukça beğenilir ve kullanılmaya başlanır.Filmi hatta çizgi filmi dahi yapılır.Moda dünyasında bile kıyafet ayakkabı aksesuar olarak bile kullanılır.
Ayrıca geçenlerde araştırdığım bir konu olduğundan müzesinin bile olduğunu öğrendim ve mutlu oldum.

                           BU KİTAPTAN BANA KALAN EN BÜYÜK HAZİNE

Dünyada milyonlarca olan bir şeyin elimizdeki tek bir şeyden hiç bir zaman daha kıymetli olamayacağıdır.
Sahip olduklarımızın kıymetini her ne kadar bilmesek de kaybettikten sonra mutlaka kıymetini anlamaktır,onun için kaybetmeden kıymetini bilmek ...

SADECE APTALLAR 8 SAAT UYUR





KİTABIN ADI:SADECE APTALLAR 8 SAAT UYUR
YAZARI:ERDAL DEMİRKIRAN
YAYIN:KASHNA AĞACI
KİTABIN TÜRÜ:KİŞİSEL GELİŞİM
SAYFA SAYISI:344

                                                   ----ARKA KAPAK----


Aklı başında olan hiçbir insan, ömrünün üçte birini yastığa bağışlamaz.

Bu kitap,

"Erişkin bir insan günde en az 8 saat uyumalıdır." palavrasını ve / veya ön yargısını kırarak 8 saat uyumanın bir alışkanlıktan ibaret olduğunu öğretmektedir. 4 saat uyuyarak 8 saat uyumuş gibi zinde uyanmayı da anlatan kitap, bunun nasıl yapılabileceğini öğretmektedir.

Matematik Diye Bir şey Var

60 yıl yaşadığı varsayılan sıradan bir insan, ömrünün 15 yılını çocuklukta, 15 yılını ıvır zıvır işlerde, 20 yılını da uykuda geçirmektedir ki bu hesapla geriye 10 yıl kalır. Ancak bu aynı sıradan insan, 8 saat yerine 4 saat uyursa, ömrünün sadece 10 yılını uykuda geçirecek ve böylece 10 sene daha fazla yaşamış olacaktır. Bunu başardığında ise sıradanlığı sona erecek ve sıra dışı başarılar elde edecektir; çünkü sıra dışı başarılar elde edenler tüm başarılarını bu ikinci 10 yıla borçludurlar. Keops, Da Vinci, Edison, Newton, Dostoyevski, Armstrong gibi...

Kişisel Gelişim Romanı

Aslında uyku sıkıcı bir konudur. Çevrenizde biri uykudan bahsedince esnemenize engel olamazsınız çoğu zaman. Ancak yazar bu konuyu roman formatında işleyerek öyle eğlenceli bir hale getirmiş ki; kitabı bitirmeden uyumak neredeyse imkânsız gibi. E tabi kitabı bitirdikten sonra da...

                                                     ----BANA KALANLAR----

   Aslında benim gibi uykuyu çok sevenler hemen okumalı bu kitabı.Yazarın da dediği gibi zaten kısa olan ömrümüzün yarısını da yastığa bağışlamamalı. Hayatım boyunca hep çok uyudum ben 8 saatten fazla uyuduğum bile oldu.Ama kitap okumaya ve hayallerimi gerçekleştirmeye başladığım zamanlarda daha az uyumaya başladığımı fark ettim.Tam fark ettiğim  zamanda da bu kitapla karşılaştım.
   Erdal Demirkıran kitaplarını sevdiğimi daha önce yazmıştım.Cidden çerez gibi okuyorum Erdal Demirkıran'ın kitaplarını ve başkasını bilemem ama bana gayet faydası oluyor.
    Bu kitabı okurken insanın hayatında bir hedefinin bir hayalinin olması gerektiğine bir kez daha inandım.Çünkü bir hedefi olan insan bir hayali olan insan onu gerçekleştirebilmek için uğraş verecektir.Hayatına bir düzen verecek belli planlarla,programlarla yaşayarak hedefine bir şekilde ulaşmak için uğraşacaktır.
Bu kitabı okurken inanılmaz bilgilendim özellikle ünlü kişiliklerin uykusundan feragat ederek neler başardıklarını öğrenmek inanılmazdı.
   Erdal Beye cidden teşekkür etmek istiyorum böyle bir kitabı yazarak hayata geçirerek benim gibi hayalleri olan insanların zamanını nasıl kullanması gerektiğinin altını çizdirip bir adım attırdığı için.Kısacası içtenlikle okunması gereken kişisel gelişim kitaplarından birisidir diyebilirim gönül rahatlığıyla.

1 Şubat 2016 Pazartesi

İTALYANCA AŞK BAŞKADIR





  KİTAP:İTALYANCA AŞK BAŞKADIR
  YAZAR:MEAVE BİNCHY
  ÇEVİRİ:LALE BUDAK
  YAYIN:DOĞAN KİTAP
  SAYFA SAYISI:415
  KİTAP ÜCRETİ : KÜTÜPHANEDEN   ÖDÜNÇ ALINDI :)

                                                -------ÖZET-------

     Meave Binchy, kitapta oldukça fazla karakter kullanmış olmasına rağmen bu okuyucuyu hiç yormuyor.Birbirlerinden farklı karakterler  birbirleriyle öyle ilişkili çıkıyor ki insan şaşırmaktan kendini alamıyor.Kitabın konusu aşk,hem çok uzağımızda ki hem de çok yakınımızdaki aşk.Karakterler neredeyse kapı komşumuz kadar yakın,olaylar her gün karşılaşabileceğimiz kadar sıradan ve kitap şaşırtıcı şekilde sürükleyici.Kitabın sayfa sayısına bakıp aldanmamakta fayda var,yalın dili ile insanı hiç zorlamıyor,hiç yormuyor.Kurgusu ile İtalyanca Aşk Başkadır okunması gereken kitaplardan biri olarak görüyorum.
 İtalyanca Aşk Başkadır ‘’yaşam yorgunu iki kişi karşılaştıklarında ,omuzlarında dünyanın tüm dertlerini taşıyor olabilirler.Buna rağmen mucizeler gerçekleşebilir…’’

                                            Kitabın Kahramanları

AİDAN:Aidan Dunne İrlanda ‘da  Mountainview kolejinde öğretmen ve iki kızı var.Kopuk bir aile yaşamı sürdürmesinden dolayı kızları sadece kendi hayatlarıyla ilgililer ve karısı Nell onu aldatmaktadır.Kendini sadece okula ve öğrencilere adayan Aidan’ ın en büyük hayali ,bir İtalyanca kursu açıp kendisi gibi bu konuda hevesli olan insanları bir çatı altında toplayıp mutluluğunu paylaşmaktır.

NORA:İrlanda da yaşarken aşık olduğu Mario isimli bir adamın peşinden İtalya’ya giden Nora umduğunu bulamaz.Çünkü Mario Nora ile evlenmekten vazgeçmiş ve ailesinin isteği üzerine Gabriella adında bir başka kadınla evleniyor.Ne yapacağını bilemeyen Nora belki birgün döner diye Mario’yu beklemekten hiç vazgeçmemiştir.Ancak Nora yıllar sonra Mario’nun ölüm haberini alır.Ümitlerini tamamen yitiren Nora memleketine geri döner.Döndüğünde de Mountainview kolejinde İtalyanca öğretmenliği yapmaya başlar ve İtalyanca öğrettiği öğrencilerin İtalya’ya gitmelerini bile sağlar.

BİLL:Bill İrlanda’da bir bankada çalışıyor.Lizzie adında kaprisli ve güzel bir sevgilisi vardır.Birlikte zaman geçirmek ve istediklerini göz önünde bulundurmak adına İtalyanca kursuna Mountain kolejine gidiyorlar.

KATHY:Kathy Clark  Mountainview kolejinde çok çalışan fakat kapasitesi yetmediği için sürekli başarısız olan bir öğrenci.Yıllarca ablası sandığı Fran’ın aslında öz annesi olduğunu,babasının olmadığını öğrendiğinde ise tüm dünyası başına yıkılır.Gerçeklerde kaçıp biraz zaman geçirmek için Mountainview kolejindeki İtalyanca kursuna yazılır.Bu kurs hayatında bir dönüm noktası olmuştur.

LOU:Lou 15 yaşındayken tesadüf sonucu katıldığı bir soygun çetesinin en önemli adamlarından biridir.Kız arkadaşı Suzi’nin her istediğini alabilmek için hırsızlık yapıyor.Suzinin bir dediğini iki etmiyor hatta onun için İtalyanca kursuna yazılıyor.Ve birlikte kursa gidiyorlar.

CONNİE: Connie İran da bir otelin resepsiyonunda çalışan çok güzel bir kız,bir gün Harry Kone isimli çok zengin bir adamla tanışıyor ve onunla evleniyor.Fakat kocası bir süre sonra Connie’i aldatıyor.Connie ise hayata küsmemek ve yeni insanlarla tanışmak,kafasını dağıtmak için İtalyanca kursuna yazılıyor.

LADDY:Laddy ablasının çiftliğinde çalışan iyi kalpli fakat sevgilisi olmadığı için kendini mutsuz hisseden genç,hayatta ablasından başka hiçbir yakını yok ve kendine yeni arkadaşlar edinmek için İtalyanca kursuna yazılmıştır.

FIONA:Hastane de çalışan sessiz sakin,göze batmayan bir kız sevgilisi Barry ile birlikte kursa yazılıyor ve macera başlıyor.

=>Bu kitapta İtalyanca kursuyla başlayan macera İtalya’ya kadar uzanıyor.Aldatan aldatılan,mutsuz,yalnız birçok insan bu kursta aradıklarını buluyor.Hayallerini gerçekleştiriyorlar.

                                      ------------BANA KALANLAR-----------

Bu kitabı okurken gerçekten gündemden günlük haber okuyormuşum gibi geldi.Adeta kitabın içindeki kahramanlarla boğuşup durdum.Kimine yazıklar olsun sana diyip kızarken,kimine kıyamam ya ne günahı vardı böyle oldu diyip durdum.Genel anlamda keyifle okudum kitabı begendimde fakat maalesef kitabın sonu umduğum gibi bitmedi yani kitabın geneli beni tatmin ederken sonunda hayal kırıklığı yaşadım.Çünkü kitabın sonunda hiçbir kötü bir şey yaşanmamış gibi her şey olumlu ve mutlu sonla bitti.
Benki trajik olaylara alışkın bir insan olaraktan çok hayali bir kurgu olarak buldum kitabın sonunu ama yinede tavsiye ediyorum herkesin okuyabilmesi dilegiyle…


Maeve Binchy kitaplarının hepsini çok beğeniyorum.Tabi aralarında okumadıklarımda var ama onlarıda en kısa sürede okuyabilmek umuduyla diyorum.

25 Ocak 2016 Pazartesi

EN UZUN GECE



      
     Ahmet Altan benim en çok sevdiğim yazardır. Hemen hemen bütün kitaplarını okudum diyebilirim ama bu kitabın yeri başkadır bende onun için de ilk bu kitabını anlatmak istedim. Umarım en kısa zamanda diğer kitaplarını ve daha nice güzel kitapları paylaşabilirim...

                                        ===KİTABI ANLATACAK OLURSAM===

        Romanımızın konusu tabi ki de aşk fakat yanında hayatımızda olmasını istemediğimiz konulara da değinilmiş.(töre cinayeti, ayrılık, ölüm)
Kitabımızın kahramanları birbirlerine deli gibi aşık iki sevgili Yelda ve Selim. Selim tarih alanında üniversitede öğretim görevlisidir. Yelda ise bir araştırma grubunda görev yapmaktadır.
Romanda kahramanlarımızın eğitim, kültür, yetişme tarzı ve fikir dünyalarının birbirinden farklı olduklarını bu farklılığın onları hem bir arada tutmasını hem de birbirlerinden uzaklaştırmasını önemli bir biçimde anlatıyor.
Yazarımız Ahmet Beyin bu kitabında duygusallığa oldukça önem verdiği ve bunu tasvirlerinde açıkça belirttiği görülüyor. Yazarımız birbirlerine tutkuyla bağlı olan bu iki insanın arasındaki ilişkiyi oldukça somutlaştırarak anlatmıştır. İlişkinin bazen yara aldığını ,bazen bu yaranın iyileştiğini ve kapanır gibi olduğunu fakat aniden bir tepkiyle birbirlerine verdikleri üzüntüden zevk alır hale geldiklerini fakat birbirlerinden asla vazgeçemediklerini anlatmaktadır. Yelda yaşadığı bu karmaşık ilişkinin farkına vararak biraz soluk almak ve daha iyi düşünebilmek için çalıştığı araştırma grubuyla Güneydoğu'ya töre cinayetlerini araştırmaya gider. Orada yeni insanlarla tanışır ve onların hayatlarını öğrenmeye başlar.
    Bu ayrılık Yelda ile Selim'in ilişkilerini tekrar gözden geçirmelerine olanak sağlamış, birbirlerinin kıymetlerini bir kez daha anlayıp yeniden ilişkilerine başlamışlardır. Telefon, internet vs. tekrar birbirlerinden haber almaya başlamışlardır.
    Fakat Yelda'nın bulunduğu bölge de terörist saldırıları artmış ve töre cinayetleri devam etmektedir. Selim Yelda için endişelenmiş ve Yelda'nın yanına gitmeye karar vermiştir. Selim aldığı ani kararla Mardin'e gitmiştir. Yelda havaalanında Selim 'i karşılamış ve arabayla yola koyulmuşlardır. Bir anda ne olduğunu anlayamadıkları bir ses duyarlar ve Yelda Selim'in yaralandığını fark eder. Selim hızla kan kaybetmiş ve fazla vaktinin kalmadığını anlayarak Yelda'ya son sözcüklerini de fısıldamıştır. Yelda şaşkınlık içinde Selim'i kaybetme korkusuyla yüzleşmiştir.
    Selim Yelda ya ''Beni çok mutlu ettin ,sende beni mutlu biri olarak hatırla der ve son nefesini verir.''
Yelda çaresizlik ve şaşkınlık içinde artık Selim'in olmadığını anlar. Ve onun için zor günlerin başladığını kabullenir.

                                                 ===BANA KALANLAR===

Ahmet Altan'ın tüm eserlerini sevdiğim gibi bu eserini de çok severek ve beğenerek bir çırpıda okudum.
Anlattıkları günlük hayatımızda sevdiğimiz, aşık olduğumuz insanlarla yaşadıklarımız adeta...Çünkü hepimiz sevdiğimiz adamlarla yada kadınlarla aynı şeyleri düşünmüyoruz, farklı yerlerden, farklı kültürlerden gelip bir şekilde birbirimizi buluyoruz buda bazen bize nefesimizin kesildiğini nefese ihtiyacımız olduğunu hatırlatıyor.
Hangimiz kaçmıyoruz ki en sevdiğimizden hangimiz kabuğumuza çekilmiyoruz...
Ve gelelim kitaptaki terör ve töre cinayetlerine...
Niye kendimizi kandıralım ki hala var ve ben nedense biteceği umutlarımı uzun bir zaman önce kaybettim.

Neyse ki sevgi sonsuz sevgi insanları birbirlerine bağlar, kaçıp gitsen de sonunda gideceğin yer yine sevdiğin ve sevgisine inandığın kişinin yanıdır.

    Ve son olarak paylaşım sitelerinde gördüğüm şu sözü yazmak istiyorum,


    '' Sensiz yaşayamam deme sevdiğin insana, seni onsuz da yaşatırım...'' çok doğru bence takdir yüce Allah'ın.

20 Ocak 2016 Çarşamba

POLYANNA



 








YAZAR:ELEANOR H. PORTER
KİTAP:POLLYANNA
YAYIN:TÜRKİYE İŞ BANKASI


ÇEVİRİ:CEVDET SERBEST
SAYFA SAYISI :200
KİTAP ÜCRETİ:3 TL











                                                              ===KİTAP ÖZETİ===

       Küçük yaşında yetim kalan fakat bu haliyle de hayata tutunan ,hatta etrafındaki insanların da hayatını değiştiren ufak bir kızın öyküsüdür.Annesi Anna ailesinin zengin olmasına aldırmadan kendi halinde fakir bir adamla evlenerek ailesi tarafından red edilmiştir.Bir süre sonra küçük kızı doğar ve adını ablasının adı Polly'inin ismiyle birleştirerek Pollayanna adını kızına verir.Belli bir süre sonra ölür .Pollyanna babası ile kalır fakat babasıda kısa bir zaman sonra sölür.Pollyanna adını aldığı teyzesinin yanına taşınır.Teyzesi onu hiç istemese de belli bir süre sonra farkında olmadan Pollyanna'yı benimser.
Birgün Pollyannaya araba çarpar ve yürüyemez hale gelir.Teyzesi onu tekrar yürütmek için birçok doktora gösterir.Tek bir doktor kalır oda yıllar önce Polly ile nişanlanmış ve ayrılmıştır.Bir daha da birbirlerini hiç görmemişlerdir.Kasabalı Pollyanna'nın bu haline çok üzülüyormuş.Kasabalılardan Pollyannayı çok seven bay  Pedelltton'un baskısıyla ünlü doktor Chilton gelmiş ve Pollyanna'yı ünlü arkadaşına gönderip onu tedavi ettirmiştir.Bir süre sonra Pollyanna tamamen iyileşmiş ve teyzesi Dr. Chilton ile evlenmiştir.Güzel bir yuva kurup yaşamaya devam etmişlerdir.

                                                  ===BANA KALANLAR  ===

Öğlen bir telefon aldım kuzenin adını görünce hayırdır inşallah dedim :)
Heyecanlı heyecanlı ''abla biliyor musun?ben bir kitaba başladım yarısına kadar okudum hatta bitmek üzere ama bir sorunum var''dedi.Neymiş sorunun söyle bakalım bir çözüm bulalım dedim.''Yahu ben bu kitabı çok merak ettim aldım okuyorum ama okulda herkes benle dalga geçiyor ya ne diyeceğimi şaşırdım''Niye dalga geçiyorlar ki diye sordum bende şaşkın bir şekilde.-Ne bileyim abla bende sana soruyorum işte niye dalga geçiyorlar diye? Aklıma sonra geldi kitabın adı ne dedim.-Abla söyledim ya kitabın adını ya beni dinlemiyor musun diye kızdı bizimki.Ama o kadar sinirlenmiş ki artık demediği halde dediğini iddia ediyordu.Neyse bidaha
söyle dedim.Yahu kitap Pollyanna demesin mi?Bende birden boş bulundum ve güldüm.Gülünce bana da sendemi ya sendemi diye isyan etti.Söyle bana hemen neden insanlar böyle tepki veriyorlar bu kitaba diye.
Doğruyu söyle hemen dedi.Direk olarak çok fazla iyimser olduğu için biz onu hayali kahraman olarak düşünüyoruz ve böyle çok iyi olan her şeye olumlu bakan kişilere de Pollyanacılık yapma diyoruz dedim.Gerçekten çok saçma ya dedi ve bana derhal özet çıkar bakıcam blogundan deyip kapadı telefonu...
Günden güne kafayı bozmaya başladı kitaplarla sonumuz hayırola ne yapıcam ben bu kızla böyle bilemiyorum...Her gördüğü kitabı almak istiyor,okumak istiyor ben onu okumadım bilmiyorum diyince nasıl okumazsın diye öfkeleniyor.Bazı kitapları almaya kalktığında o senin yaşına uygun değil başka bak dediğimde inatçılık ediyor hayır ben onu alıcam diyor.Başa çıkamıyorum yani.Sorduğum herkes bu bir süreçtir geçer diyorlar.Bakalım sonuç ne olacak...

Pollyanna benim okumaya başladığım dönemlerdeki ilk kalın kitabım olmuştu...Tam 300 sayfaydı.Ooo ben bunu nasıl okuyacağım diye kara kara düşünmüştüm.Ama neyse ki okuyup bitirdikten sonra yeni kitaplara kavuşunca daha çok okumak istemiştim.
Şimdi sonuç küçücük bir kütüphane hergün büyüyen...



31 Ağustos 2015 Pazartesi

İSTANBUL HATIRASI

 









YAZAR:AHMET ÜMİT
KİTAP:İSTANBUL HATIRASI
YAYIN:EVEREST YAYINLARI
SY. SAYISI:565
KİTAP ÜCRETİ:18 TL

(kütüphanelerden ücretsiz olarak ödünç alabilirsiniz.)



                  



                                             ---- KİTABIN ARKA KAPAĞI----

Byzantion’dan İstanbul’a uzanan,heyecan yüklü bir serüven Sarayburnu’nda,Atatürk heykelinin ayaklarının dibinde bir ceset.Avuçlarında antik bir para…Ama ne bu ceset son kurban,ne de bu antik para son sikke.
Yedi kurban,yedi hükümdar,yedi sikke,yedi kadim mekan.Ve tek bir gerçek bu şehrin gizemli tarihi.
‘‘Şehre bakıyorduk denizden,sisler içindeydi İstanbul…Sisler içinde deniz…Sisler içinde teknemiz.Sultanahmet' in minareleri idi görülen , Ayasofya'nın kubbesi,Topkapı Sarayı’nın kuleleri.Hiç yağmalanmamış,yıkılmamış,kirletilmemiş gibiydi şehir.Bembeyaz bir sisle örtmüştü doğa,ne varsa görüntüyü çirkinleştiren.Güneş doğmadan bir anlığına beliren bir hayal gibi…Büyülü bir bulut gibi…Bir masal imgesi gibi…Yeni kurulmuş bir kent gibi…Taze bir başlangıç gibi…Genç,umutlu,güzel…
İstanbul’a bakıyorduk denizden ölülerimizin yüzlerine bakıyorduk…Onların gözlerindeki kendi kaderimize çaresizliğimize bakıyorduk,avuçlarımızda büyüyen zavallılığa,kanımızda filizlenen korkaklığa…Elimizden alınan hayata bakıyorduk…umut dolu sabahlara,eğlenceli bahar akşamlarına…sönen anılarımıza bakıyorduk,ölen hayallerimize,yıkılan düşlerimize…sönen anılarımızı,ölen hayallerimizi,yıkılan düşlerimizi yükleyip yorgun bir şilep gibi bizden uzaklaşan şehrimize…Şehrimizle birlikte yitirdiğimiz kendimize bakıyorduk.

                   Benim Düşüncelerim ise:



İstanbul adının geçtiği kitaplar beni özellikle kendilerine doğru çekiyorlar nedense bilmiyorum.Kitabın ismini duyar duymaz almaya karar vermiştim ama kitabın kabını görünce resmen kitaba aşık oldum.Turuncu ve beyaz renkte olan ve arkasına da İstanbul silüeti yerleştirilen bir kitaba aşık olmamak mümkün mü? Eve geldiğimde direk kitabın arka kısmını okudum ve zaman kaybetmeden kitaba başlayıp bir çırpıda bitirdim.Yazarın anlatımına hayran kaldım zaten yazıların sırası kişilerin tanıtım aşamaları,olayların anlatılış gizemi,nedense sona yaklaştığınızın hazzını bile yaşatmıyor hiç bitmesin diye okuyorsunuz…
Ama kızmadım değil çoğu yerde kahramanlara,üzülmedim değil hallerine…En çokta kitap da hayali yerlerin anlatılış şeklini sevdim.Tarihi açıklama kısımlarına değinmiyorum bile bittim yani.


Harika bir polisiye kitabı okumayı düşlüyorsanız fazla uzatmadan mutlaka bu kitabı okuyun diyorum.Hatta ve hatta Ahmet beyin diğer kitaplarını da sıralarını benim gibi fazla bekletmeden okuyun diyorum.Çünkü hiç pişman olmazsınız.

20 Ağustos 2015 Perşembe

AŞKI YARIN YAŞAYACAKSIN



  




 KİTAP:AŞKI YARIN YAŞAYACAKSIN  

YAZAR:MAEVE BİNCHY

YAYINEVİ:DK YAYINLARI

ÇEVİRİ:SİBEL SAKACI

SAYFA SAYISI:456                                

 KİTABIN TÜRÜ:AŞK / MACERA








                                                    ----- ARKA KAPAK ------

   Sakin bir İrlanda kasabasında dost olan iki küçük kız ve onların genç kızlık yılları… Maeve Binchy’nin Türkçe’ye kazandırdığımız yeni romanı "Aşkı Yarın Yaşayacaksın", büyümenin getirdiği sancıları, gençlik hayallerini ve hayal kırıklıklarını anlatıyor. Sıcak bir yuvada büyüyen, iriyarı, cömert yürekli Benny ile deli dolu, anne ve babasını yitirmiş, rahibeler tarafından büyütülmüş Eve’in arkadaşlığı çevresinde gelişen romana gençlerin üniversite yıllarında başkaları da katılıyor elbette. Hırslı ve güzel Nan, yakışıklı Jack, Simon, Heather ve diğerleri…
"Aşkı Yarın Yaşayacaksın", inişli çıkışlı hayatın sayfalara başarılı bir yansıması. Karakterler gerçekçi, diyaloglar akıcı.. Okuyucu gülmek ile ağlamak arasında gidip geliyor, tıpkı hayatta olduğu gibi. Yani, kısaca, tam bir Maeve Binchy romanı bu. Sadece bu kez Binchy okuyucularını eski yıllara götürüyor. 50’li yıllarda geçen roman o günlerin, değişim geçirmekte olan İrlandasını da gözler önüne seriyor. Binchy’nin sadık okurlarını yine keyifli saatler bekliyor.

               SIRA BANA GELİNCE BENİM İÇİN BU KİTAP :

      Birçok kahramanı içerisinde barındıran bu kitabı oldukça beğendim.Hayatımız da çokça rastladığımız sıradan ve basit olayları ele alarak içimizden biriymiş gibi anlatan bir yazarın oluşu oldukça önemli çünkü eseri sıkılmadan okudum.
     Her koltuğuma oturuşumda çayımı kahvemi yudumlarken acaba ne yaptılar ne oluyor diye okuduğum canlı bir kitaptı adeta yaşıyorlardı.
     Kitabı okuyorken hatta okuduktan sonra bile kahramanların isimlerini ve onların yaptıklarını hala aklımda buluyor ve uzun sürede aklımdan çıkaramıyordum.Bazen kahramanlara kızdım bazen de gerçekten acıdığımı hissettim.Hatta ben olsaydım ne yapardım diye bile düşündüm.Aynı kahramanı birkaç sayfa önce okuduğumda elime geçse bir kaşık suda boğarım derken birkaç sayfa sonra ay yazık ya diyip üzüldüğüm oldu bu kitapta.
     Hayatımızda yaşadığımız okadar sıradan okadar basit şeyler var ki aslında ama bunları dillendirmek yazmak oldukça önemli... Çünkü yaşadığımız her şeyi yazabilseydik bunu başarabilseydik işte ozaman hepimizin kendine ait bir kitabı olurdu.
     Boş vaktiniz varsa ve kitap okuyarak geçirmek istiyorsanız ve biraz da içinde aşk bulunsun derseniz bu kitabı tavsiye edebilirim.Ben bu yazarın kitaplarını oldukça beğeniyorum ve takip ediyorum diğer postlarımdada eserlerini paylaşmayı düşünüyorum.Umarım sizde seversiniz keyifli okumalar...

18 Ağustos 2015 Salı

YİNE SENİNLE GELDİ HAYAT




 

YAZAR:CEZMİ ERSÖZ
KİTAP:YİNE SENİNLE GELDİ HAYAT
YAYIN:GENDAŞ KÜLTÜR
SYF:151
KİTAP ÜCRETİ:7 TL


                                         
           ---- KİTAP ARKASI ----

          Hayat kitaplarda yazılan gibi değilmiş.Kitaplarda her kelimenin altında başka bir kelime gizliymiş.Her yüzün altına başka bir yüz...böyle gidiyormuş,bunun sonu yokmuş.
  Geç de olsa şimdi anlıyorum.Beni aşar bu kelimenin altındaki kelimeler,bu yüzlerin altındaki yüzler...Ben içimdeki acıya bakarım,içimdeki enayiliğime bakarım.
Evet kelimelerin altındaki kelimeyi,yüzlerin altındaki yüzü bilmiyorum ama ben seni içimde hissederken,sana inanmışken şehrin her tarafında yanan bir ışık vardı.Yollarda bahçelerde ,hiç durmadan yanan bir ışık...Sen bu hayatta her şeyi benden iyi bilirsin.Öyleyse açıkla seni içimde hissettiğim her an hayatı aydınlatan bu ışığı...Yollarda,bahçelerde,evlerde gece ve gündüz yanan bu ışığı...
  Hadi böyle bir ışığın hiç olmadığına inandır beni,enayisin de bana...Çocuklardan,sarhoşlardan,budalalardan bile daha enayi...
  Dünyayı,insanları,hayatları göründüğüm gibi sandığım için...
  Her şeyin  göründüğü gibi olduğuna inandığım ve öyle sevdiğim için enayisin de...Ama açıkla bana bu ışığı...

      Kitabın içinden beni hüzünlendiren bir kesit ...

Anılar, birer zorba gibi yükleniyor üzerime. Durmadan hesap soruyorlar benden… Tekrar tekrar aynı görüntüler belleğimi kanatıyor… Ve hep o yüz… Yüzdeki o ışık, ömrümü ortadan ikiye bölüyor. Ne geriye dönebiliyorum, ne ileri gidebiliyorum… Öğrendiğim her yeni bilgi, eski inançlarımı koyulaştırmaktan başka bir şeye yaramıyor… O yüzün sahibine kaderini anlatmak isterdim… Oysa o yüz, ışığının farkında bile değil. Kendisine rağmen yaşıyor o ışık yüzünde… O yüz ki sevgiden önce nefret etmeyi öğrenmiş… O da kayıp bir gemi ve o da bu kanlı sisin içinde yitirdiği yolunu arıyor… Her kayıp gemi, bana kırılgan ve bitimli aşkları hatırlatıyor… Dostluklar, sisin ortasındaki kayıp gemiler gibi boğulmuş insan sesleri çıkarıyor… Ziyan olmuş hayatlar, bu sisi biraz daha koyultuyor… Her talihsiz karşılaşma, başka bir karşılaşmayı daha talihsiz kılmaya gidiyor… Her ziyan edilmiş hayat, başka bir hayatı ziyan etmeye gidiyor…
         
Benim için ise ;

Bu kitabı görür görmez aşık oldum zaten başlığından dolayı...YİNE SENİNLE GELDİ HAYAT ben bu cümleyi kurduğumda hayatın değiştiğine inanarak okudum bu kitabı,benim için gerçekten de öyle oldu...İnsanlar bu kelimeyi sadece aşık olduğu adama yada aşık olduğu kadına mı kullanır?Bilmiyorum öyle bir soru sordum ki kendime ben bile işin içinden çıkamadım...Ben küçükken  hayatın onunla geleceği hayalini kurduğum tek kahraman babamdı.O geldiğinde hayatta gelirdi o gittiğinde hayatta giderdi benden.Baba özlemiyle büyümenin ne demek olduğunu en çok babadan ayrı kalanlar anlar.Anne özleminin ne demek olduğunu kardeş ve eş özleminin ne demek olduğunu en çok onsuz kalan anlarmış.Özlem çeken insanların hafif boynu bükük ve gözleri dolu dolu olur.Etrafına bakındığında her şey onun için anlamını yitirmiştir.Ne güneşin ne ayın,ne bir çiçeğin,nede bir rengin...O yüreğinde ki yangının sıcaklığını hisseder sadece,saatin geçmeyen tik-taklarını duyar sadece.AMA beklediği anda geldi mi beklediği insana beklediği kahramana kavuştu mu hayat yeniden anlam bulur,sönen ışıklar yeniden yanar,güneşin doğuşu da batışı da anlam kazanır,her rengin anlamı ortaya çıkar,dünyanın en güzel yerinde yaşıyorsun sanırsın...Ve YİNE SENİNLE GELDİ HAYAT
dersin sen yoksan hayatın anlamı da yok dersin...

      Bu kitabın kapağına dahi baksam yüzümde bir gülümseme oluyor benim için beklediklerimin geldiklerini düşünüyorum.Kavuştuğum ve tekrar kavuşacağım anları düşünüp mutlu oluyorum...


Böyle bir kitabı yazarak bizlere armağan ettiği için Cezmi Ersöz'e teşekkürlerimi iletirim.Bizlere daha nice böyle güzel kitaplar armağan etmesi dileğiyle...

BURSA YEŞİL CAMİ & YEŞİL TÜRBE

Bahçelievler Belediyesinin düzenlemiş olduğu günübirlik Bursa gezisine katıldığım ve soluğu o çok istediğim Yeşil Cami de aldığım anı paylaş...