kitap tanıtımı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kitap tanıtımı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Şubat 2016 Cuma

İSİM-ŞEHİR-HAYVAN









YAZAR:YILMAZ ÖZDİL
KİTAP:İSİM ŞEHİR HAYVAN
YAYINEVİ:DOGAN KİTAP
SYF:476                                                                
                                                                                         






   
                                                             ===ARKA KAPAK===

   Bir ignliiz üvinersitesin de ypalın arşaıtramya gröe,klemileirn hrflareinin hnagi srıdaa yzaldıklarııömneli dğeliimş asılnda...
Öenmli oaln,briinci vesonncuu herflarin yrenide olamsımyış...Çnküü,kleimleri hraf hraf dğeil,btüün oalark oykuormuşsz...Ardakai hraflrein sırsaı kıraşık da osla düüzgn ouknuyormuş.
Trüban budur.
Tartıışlan mselee ne oulrsa olusn,bşınaa ve sounna ''trüban'' koyğduunda,oarda ypılaan yaınlşları görmeszin...
Yaınlşları düüzgn gbii oukmyaa,düüzgn gbii anlmaaya bşlarsaın.
Sbaah klkaarsın trüban konşuuursn,aşkam yaatısın trüban konşuuursn.
Kaafn alalk blulak oulr ama...
Akılnda bi tek trüban klaır!

Yılmaz Özdilin 2011 de yayımlanmış olan bu kitabı Hürriyet Gazetesinde kaleme almış olduğu köşe yazılarından derlenerek oluşturulmuş.Kitabın arkasını görünce okunulması gerektiğine inandım...
                                                
                                                       ----BANA KALANLAR----

Kitabı alıp okumaya başladığımda a ben bunu daha önce okumuştum dediğim çok yazı oldu fakat tekrar okumaya gocunmadığım o kadar güzel anlatılar ki.Yılmaz beyin kaleminin açık olması anlatmak istediğini doğrudan anlatması bizlerinde direk anlamasına ve daha fazla okumasına yol açıyor.
Kitap tabikide biraz politik bir kitap,okuduktan sonra diğer okuyan arkadaşlarımla irdelediğimizde gayet hoş olan bir kitap olduğuna karar verdik.Çünkü Yılmaz Bey lafını sözünü esirgemeden kime ne demek istediğini kimin nerde yanlış yaptığını düşündüğünü  anlatmış yazılarında hemde tarihle ispatlı...

Bana göre tekrar tekrar okunulası bir kitap,Yılmaz Beye yazılarından dolayı ve bizleri yönlendirdiğinden dolayı teşekkürü bir borç bilirim.

İlk kitap alındı okunuldu hatmedildi,ikinci kitap alındı hala okunuluyor, bitince inşallah oda paylaşılacak :)


KÜÇÜK PRENS


Dünyadaki herkesin okuduğunda mutlu olduğu ilginç bulduğu bu kitabı tekrar tekrar okuduktan sonra bende anlatayım istedim.


Küçük Prens adlı kitabı Antoine de Saint Exupery tarafından yazılmış...
Türkçe çevirisi :  Cemal Süreya &Tomris Uyar tarafından yapılmış...
Ben en sevdiğim yayınevi olan Can yayınevinden temin edip okudum :)
                              
   ====Kitabı anlatacak olursam ====

Bu kitap aslında Antonie de Saint Exupery'nin hayatından aktardığı bir kesiti anlatmaktadır.
Antoine de Saint Exupery gerçek yaşamında bir pilottur ve pilotumuz bir gün Afrika üzerinde bir uçuşa çıkmış yalnız uçağı bozulmuş ve çölde kalmıştır.Çölde kaldığı sırada başından geçen o ufak kesit tüm hayatını değiştirmiştir ve zamanla unutmak istemediği o anları kaleme almıştır.
Çölde iken başka bir gezegenden dünyaya gelmiş olan Küçük Prens adında bir çocuk ile karşılaşır ve tanışıp konuşmaya başlarlar.
Küçük Prens pilotun uyuduğu bir sırada yanına gelir ve onu uyandırarak kendisine bir kuzu çizmesini ister.Pilotumuz önce rüya gördüğünü düşünür sonra kendisine gelerek...Çocuğa resim yapma yeteneğinin olmadığını söyler.Küçük Prens ise onu umursamaz ve bu yeteneğini geliştirememesinin nedeninin ufakken onunla dalga geçmelerinden dolayı olduğunu söyler e isteğini yineler.Pilot ona bir kuzu çizmeyi denemiş fakat Küçük Prens beğenmeyip başka bir tane denemesini istemiştir.Pilot ise beceremeyeceğini anlayınca bir kutu çizmiş ve kuzunun bu kutu içinde olduğunu söylemiştir.Bu Küçük Prensin hoşuna gitmiştir.Daha sonra konuşmaya başlarlar ve pilot başka gezegenden gelen bu çocuğun sırrını çözmeye çalışır.Küçük Prensin küçük bir gezegeni olduğunu üç yanardağının ve bir çiçeğinin olduğunu öğrenir.Küçük Prens pilotumuza yaşadığı yeri ve yaptığı seyahatleri anlatır.Farklı gezegende yaşayan insanlar olduğunu ve onları tanıdığını anlatır.Bunlar : Bir gezegende yaşayan ve gezegendeki her şeye hükmettiğini sanan KRAL,
Kendini begenmiş bir adam,utancını unutmak için sürekli içki içen SARHOŞ,sürekli hesap yapan ve bu işi çok önemseyen bir İŞ ADAMI,gezegendeki fenerleri gece-gündüz durumuna göre yakıp söndürme görevini üstlenmiş BEKÇİ, masa başından kalkmadan kaşiflerin edindikleri bilgileri not eden KAŞİF, insanları taşıyan trenleri bazen sağa bazende sola gönderme görevini üstlenmiş DEMİR YOLU MAKASÇISI gibi daha birçok şey anlatır.
Daha sonra pilot bulunur ve kurtarılır.Pilot evine küçük prenste gezegenine geri döner.

Pilot yaşadığı bu güzel olayı 6 yıl sonra kaleme alır...Çok sevilen bir kitap olur ve basımı arttıkça artar.
Hatta Küçük Prens in kitabının içerisinde bulunan resimler oldukça beğenilir ve kullanılmaya başlanır.Filmi hatta çizgi filmi dahi yapılır.Moda dünyasında bile kıyafet ayakkabı aksesuar olarak bile kullanılır.
Ayrıca geçenlerde araştırdığım bir konu olduğundan müzesinin bile olduğunu öğrendim ve mutlu oldum.

                           BU KİTAPTAN BANA KALAN EN BÜYÜK HAZİNE

Dünyada milyonlarca olan bir şeyin elimizdeki tek bir şeyden hiç bir zaman daha kıymetli olamayacağıdır.
Sahip olduklarımızın kıymetini her ne kadar bilmesek de kaybettikten sonra mutlaka kıymetini anlamaktır,onun için kaybetmeden kıymetini bilmek ...

SADECE APTALLAR 8 SAAT UYUR





KİTABIN ADI:SADECE APTALLAR 8 SAAT UYUR
YAZARI:ERDAL DEMİRKIRAN
YAYIN:KASHNA AĞACI
KİTABIN TÜRÜ:KİŞİSEL GELİŞİM
SAYFA SAYISI:344

                                                   ----ARKA KAPAK----


Aklı başında olan hiçbir insan, ömrünün üçte birini yastığa bağışlamaz.

Bu kitap,

"Erişkin bir insan günde en az 8 saat uyumalıdır." palavrasını ve / veya ön yargısını kırarak 8 saat uyumanın bir alışkanlıktan ibaret olduğunu öğretmektedir. 4 saat uyuyarak 8 saat uyumuş gibi zinde uyanmayı da anlatan kitap, bunun nasıl yapılabileceğini öğretmektedir.

Matematik Diye Bir şey Var

60 yıl yaşadığı varsayılan sıradan bir insan, ömrünün 15 yılını çocuklukta, 15 yılını ıvır zıvır işlerde, 20 yılını da uykuda geçirmektedir ki bu hesapla geriye 10 yıl kalır. Ancak bu aynı sıradan insan, 8 saat yerine 4 saat uyursa, ömrünün sadece 10 yılını uykuda geçirecek ve böylece 10 sene daha fazla yaşamış olacaktır. Bunu başardığında ise sıradanlığı sona erecek ve sıra dışı başarılar elde edecektir; çünkü sıra dışı başarılar elde edenler tüm başarılarını bu ikinci 10 yıla borçludurlar. Keops, Da Vinci, Edison, Newton, Dostoyevski, Armstrong gibi...

Kişisel Gelişim Romanı

Aslında uyku sıkıcı bir konudur. Çevrenizde biri uykudan bahsedince esnemenize engel olamazsınız çoğu zaman. Ancak yazar bu konuyu roman formatında işleyerek öyle eğlenceli bir hale getirmiş ki; kitabı bitirmeden uyumak neredeyse imkânsız gibi. E tabi kitabı bitirdikten sonra da...

                                                     ----BANA KALANLAR----

   Aslında benim gibi uykuyu çok sevenler hemen okumalı bu kitabı.Yazarın da dediği gibi zaten kısa olan ömrümüzün yarısını da yastığa bağışlamamalı. Hayatım boyunca hep çok uyudum ben 8 saatten fazla uyuduğum bile oldu.Ama kitap okumaya ve hayallerimi gerçekleştirmeye başladığım zamanlarda daha az uyumaya başladığımı fark ettim.Tam fark ettiğim  zamanda da bu kitapla karşılaştım.
   Erdal Demirkıran kitaplarını sevdiğimi daha önce yazmıştım.Cidden çerez gibi okuyorum Erdal Demirkıran'ın kitaplarını ve başkasını bilemem ama bana gayet faydası oluyor.
    Bu kitabı okurken insanın hayatında bir hedefinin bir hayalinin olması gerektiğine bir kez daha inandım.Çünkü bir hedefi olan insan bir hayali olan insan onu gerçekleştirebilmek için uğraş verecektir.Hayatına bir düzen verecek belli planlarla,programlarla yaşayarak hedefine bir şekilde ulaşmak için uğraşacaktır.
Bu kitabı okurken inanılmaz bilgilendim özellikle ünlü kişiliklerin uykusundan feragat ederek neler başardıklarını öğrenmek inanılmazdı.
   Erdal Beye cidden teşekkür etmek istiyorum böyle bir kitabı yazarak hayata geçirerek benim gibi hayalleri olan insanların zamanını nasıl kullanması gerektiğinin altını çizdirip bir adım attırdığı için.Kısacası içtenlikle okunması gereken kişisel gelişim kitaplarından birisidir diyebilirim gönül rahatlığıyla.

1 Şubat 2016 Pazartesi

İTALYANCA AŞK BAŞKADIR





  KİTAP:İTALYANCA AŞK BAŞKADIR
  YAZAR:MEAVE BİNCHY
  ÇEVİRİ:LALE BUDAK
  YAYIN:DOĞAN KİTAP
  SAYFA SAYISI:415
  KİTAP ÜCRETİ : KÜTÜPHANEDEN   ÖDÜNÇ ALINDI :)

                                                -------ÖZET-------

     Meave Binchy, kitapta oldukça fazla karakter kullanmış olmasına rağmen bu okuyucuyu hiç yormuyor.Birbirlerinden farklı karakterler  birbirleriyle öyle ilişkili çıkıyor ki insan şaşırmaktan kendini alamıyor.Kitabın konusu aşk,hem çok uzağımızda ki hem de çok yakınımızdaki aşk.Karakterler neredeyse kapı komşumuz kadar yakın,olaylar her gün karşılaşabileceğimiz kadar sıradan ve kitap şaşırtıcı şekilde sürükleyici.Kitabın sayfa sayısına bakıp aldanmamakta fayda var,yalın dili ile insanı hiç zorlamıyor,hiç yormuyor.Kurgusu ile İtalyanca Aşk Başkadır okunması gereken kitaplardan biri olarak görüyorum.
 İtalyanca Aşk Başkadır ‘’yaşam yorgunu iki kişi karşılaştıklarında ,omuzlarında dünyanın tüm dertlerini taşıyor olabilirler.Buna rağmen mucizeler gerçekleşebilir…’’

                                            Kitabın Kahramanları

AİDAN:Aidan Dunne İrlanda ‘da  Mountainview kolejinde öğretmen ve iki kızı var.Kopuk bir aile yaşamı sürdürmesinden dolayı kızları sadece kendi hayatlarıyla ilgililer ve karısı Nell onu aldatmaktadır.Kendini sadece okula ve öğrencilere adayan Aidan’ ın en büyük hayali ,bir İtalyanca kursu açıp kendisi gibi bu konuda hevesli olan insanları bir çatı altında toplayıp mutluluğunu paylaşmaktır.

NORA:İrlanda da yaşarken aşık olduğu Mario isimli bir adamın peşinden İtalya’ya giden Nora umduğunu bulamaz.Çünkü Mario Nora ile evlenmekten vazgeçmiş ve ailesinin isteği üzerine Gabriella adında bir başka kadınla evleniyor.Ne yapacağını bilemeyen Nora belki birgün döner diye Mario’yu beklemekten hiç vazgeçmemiştir.Ancak Nora yıllar sonra Mario’nun ölüm haberini alır.Ümitlerini tamamen yitiren Nora memleketine geri döner.Döndüğünde de Mountainview kolejinde İtalyanca öğretmenliği yapmaya başlar ve İtalyanca öğrettiği öğrencilerin İtalya’ya gitmelerini bile sağlar.

BİLL:Bill İrlanda’da bir bankada çalışıyor.Lizzie adında kaprisli ve güzel bir sevgilisi vardır.Birlikte zaman geçirmek ve istediklerini göz önünde bulundurmak adına İtalyanca kursuna Mountain kolejine gidiyorlar.

KATHY:Kathy Clark  Mountainview kolejinde çok çalışan fakat kapasitesi yetmediği için sürekli başarısız olan bir öğrenci.Yıllarca ablası sandığı Fran’ın aslında öz annesi olduğunu,babasının olmadığını öğrendiğinde ise tüm dünyası başına yıkılır.Gerçeklerde kaçıp biraz zaman geçirmek için Mountainview kolejindeki İtalyanca kursuna yazılır.Bu kurs hayatında bir dönüm noktası olmuştur.

LOU:Lou 15 yaşındayken tesadüf sonucu katıldığı bir soygun çetesinin en önemli adamlarından biridir.Kız arkadaşı Suzi’nin her istediğini alabilmek için hırsızlık yapıyor.Suzinin bir dediğini iki etmiyor hatta onun için İtalyanca kursuna yazılıyor.Ve birlikte kursa gidiyorlar.

CONNİE: Connie İran da bir otelin resepsiyonunda çalışan çok güzel bir kız,bir gün Harry Kone isimli çok zengin bir adamla tanışıyor ve onunla evleniyor.Fakat kocası bir süre sonra Connie’i aldatıyor.Connie ise hayata küsmemek ve yeni insanlarla tanışmak,kafasını dağıtmak için İtalyanca kursuna yazılıyor.

LADDY:Laddy ablasının çiftliğinde çalışan iyi kalpli fakat sevgilisi olmadığı için kendini mutsuz hisseden genç,hayatta ablasından başka hiçbir yakını yok ve kendine yeni arkadaşlar edinmek için İtalyanca kursuna yazılmıştır.

FIONA:Hastane de çalışan sessiz sakin,göze batmayan bir kız sevgilisi Barry ile birlikte kursa yazılıyor ve macera başlıyor.

=>Bu kitapta İtalyanca kursuyla başlayan macera İtalya’ya kadar uzanıyor.Aldatan aldatılan,mutsuz,yalnız birçok insan bu kursta aradıklarını buluyor.Hayallerini gerçekleştiriyorlar.

                                      ------------BANA KALANLAR-----------

Bu kitabı okurken gerçekten gündemden günlük haber okuyormuşum gibi geldi.Adeta kitabın içindeki kahramanlarla boğuşup durdum.Kimine yazıklar olsun sana diyip kızarken,kimine kıyamam ya ne günahı vardı böyle oldu diyip durdum.Genel anlamda keyifle okudum kitabı begendimde fakat maalesef kitabın sonu umduğum gibi bitmedi yani kitabın geneli beni tatmin ederken sonunda hayal kırıklığı yaşadım.Çünkü kitabın sonunda hiçbir kötü bir şey yaşanmamış gibi her şey olumlu ve mutlu sonla bitti.
Benki trajik olaylara alışkın bir insan olaraktan çok hayali bir kurgu olarak buldum kitabın sonunu ama yinede tavsiye ediyorum herkesin okuyabilmesi dilegiyle…


Maeve Binchy kitaplarının hepsini çok beğeniyorum.Tabi aralarında okumadıklarımda var ama onlarıda en kısa sürede okuyabilmek umuduyla diyorum.

25 Ocak 2016 Pazartesi

HARİTANIN YIRTILAN YERİ









 YAZAR:CEZMİ ERSÖZ
 KİTAP:HARİTANIN YIRTILAN YERİ
 YAYINEVİ: GENDAŞ KÜLTÜR
 SAYFA SAYISI:168 
 KİTAP ÜCRETİ:10 TL


                              
      





                                             === KİTABI ÖZETLERSEK===


     Yıllar sonra hapisten çıkan genç adamlardan biri, dışarıya göre ''hücresinin daha iyi olduğunu ''söylüyor,bir başkası , ''sanki her şey düşman ama ortada düşman yok'' diyordu.Bir başka üniversiteliye göre ''bu üniversite ortamı normalse kendi gibiler şizofren çocuklar''dı.Diyarbakır da bir öğretmen ,''devlet bizim üzerimizi kırmızı kalemle çizmiş,diye yakınıyordu.Ailesini silahlı çatışmadan koruyabilmek için pencerelerine duvar ören Cizreli bakkalın açıklaması ''güneş bizim neyimize!''idi.Şırnak ta bir öğretmen yaşadığı o felaket gecesinin ardından aklını oynatmış,''yaşasın Türk ordusu!''diye haykırarak sokağa fırlamıştı.Cizre'de,henüz bir erkek arkadaşıyla akşamüstü parkta el ele oturmamış bir genç kız ,dağlara çıkıp bir gerilla olmaktan söz ediyordu o saklayamadığı hüznüyle...
     Bir şair ''duygularımız meydan kuşatması altında'' diye şikayet ediyordu.''Bir süre sonra hiçbir şey hissetmez hale gelebiliriz.''Ve kalplerimizdeki,şehirlerimizdeki haritalar ne acı ki durmadan yırtılıyordu...Haritaların yırtılan yerinde ,o karanlık,o umutsuz ormanda küçük ve çaresiz çocuk biran önce kurtarılmayı bekliyordu.


                                               ===BANA KALANLAR===
   
      Kitabı okurken kendimi haberleri izliyormuşum gibi hissettim.Yazarımızın ele aldığı konular o kadar hassas ve o kadar insanın yüreğine dokunan konular ki benim de yüreğimi acıttı bir bakıma...
       Doğu illerinde yaşanan bu olaylar beni oldukça etkiliyor ve keşke hiç böyle şeyler yaşanmasa diyorum herkes gibi bir yandan da doğru düzgün elimden bir şey gelmiyor diye hayıflanıyorum kendi kendime...
       Kendimde bir Doğulu olduğum için birçok kere buralara gittim.Hatta buralarda yaşamanın ne demek olduğunu anlayabilmek için üniversiteyi doğuda okudum.Aslında o kadar güzel yerler ki güzelliğini anlatmakla bitiremezsiniz.O kadar candan ve o kadar iyi niyetli insanlar var ki anlattığınızda kimse size inanmaz.Gelgelelim yazarımızın anlattığı durumlarda var.Ne yazık ki terör kavramı her gün kendini gösteriyor insanlar buralarda korkarak yaşıyor.
       Her an tedbir alıyor öyle ki yaz olsun kış olsun saat 6 dan 7 den sonra dışarı çıkmıyorlar.Giyimlerine,konuşmalarına,yolda yürüyüşlerine hatta bakışlarına bile çok dikkat ediyorlar.İnsanlar canlarını koruma pahasına özgür iken maalesef fanusta gibi yaşayıp öyle hareket ediyorlar.Üzülüyorum çünkü onlar haklılar...Yazarımızın anlattığı gibi içlerinde coşan duyguları anlatamıyorlar,yaşayamıyorlar,aşkı,sevgiyi öğrenemeden kini ve nefreti öğreniyorlar.Bizler gibi kitap okumak,film izlemek,tiyatroya gitmek,bir konsere gitmek neredeyse çoğu yerlerde çok lüks hala...
      Bu kitabı okuduktan sonra en mutlu olduğum nokta kendimi özel hissettiğim noktaydı.Çünkü kar kış kıyamette sıcacık evimde oturmuş,sakince derdim tasam olmadan elimde kitabım ve sehpamda bir fincan kahveyle okuyabiliyordum.Hemde istediğim kadar beni engelleyen bana karışan kimse yoktu...

     Ne mutlu bana Rabbime Şükürler olsun diyorum.

BABİL'DE ÖLÜM İSTANBUL'DA AŞK











KİTABIN ADI: BABİL'DE ÖLÜM İSTANBUL'DA AŞK
YAZARI: İSKENDER PALA
YAYIN:KAPI YAYINLARI
SAYFA SAYISI:416
KİTAP ÜCRETİ: 10 TL (CEP BOY)








                                                                               ----ARKA KAPAK----


Gök kubbenin altında insanın ruhunu soyan kötülükler ve giyindiren aşklar adına...
Doğu ak ejder yılında başladı yirmi üç bin yıllık gizem...
Uzayın sonsuzluğuna açılan kapıyı keşfe çıkmış bilge rahipler, uğruna topluca can verdikleri bir sırrın, binlerce yıl sonra, bir şair tarafından aşkın derin katmanlarına saklanarak korunacağını bilselerdi...
Sirüş başlıklı murassa hançerin kabzasına parmak izlerini bırakanlar, daha avuçlarının sıcaklığı gitmeden hançer kınında kan biriktiğini bilselerdi...
Bağdat, İstanbul, Roma, Paris ve diğerleri; kıyılarına vuran yeni aşkın, bütün eski tarihlerini dolduracak yoğunlukta olduğunu bilselerdi...
Bilgeler, katiller, asiller ve sevgililer; ellerinde tuttukları kitabın alev almaya hazır bir aşk külçesine dönüşmek üzere olduğunu bilselerdi...
Şair, ipeksi dizeleri arasına hayaller gibi sakladığı şifrelerin hoyrat ellerde ihtirasla parçalandığını, sonsuzluk şarabına kadeh yaptığı gelincik yapraklarının kinle dağıtıldığını bilseydi...
Ve şimdi kim bilebilir neler olacağını,
Babil uyandığı zaman?!..


                                                                  ----BANA KALANLAR----



Bu kitabı anlatırken ben öncelikle yazarın tutumunu önemsiyorum.Divan yazarı olan İskender Palanın dili o kadar sade ve güzel ki...
Kitap kendini ifade edebilmek için yine kendi gibi bir kitabı özne olarak kullanmış istediklerini teşhis ve intak sanatı kullanarak canlandırmış ve Leyla ile Mecnun aşkından yola çıkarak gerçek aşkı anlatmaya çalışmıştır.
Hem tarihi,hem siyasi,hem de felsefi konuların hepsini bir araya toplayarak sırayla anlatmıştır.
Kanuni'nin Bağdat'a yapmış olduğu fethiyle birlikte yazılmaya başlayan roman,Roma ve Bizans'ın siyasi ve tarihi özelliklerini de anlatmıştır.
Kitabın karakterlerine baktığımız da yazarlar,hırsızlar,sanatçılar,devlet yöneticileri,bilginler,şairler,katiller gibi birçok kahraman görülmektedir.
Yazar kitabında birçok konuyu anlatmaya çalışmıştır ve bunu da elden ele geçen bir kitabın yardımıyla yapmıştır.Kendi eleştirdiği konuları da diğer konularla harmanlayarak bizlere vermeye çalışmıştır.500 yıllık bir tarihi ve bu tarihin içerisindeki olayları anlatırken bazı kopukluklar olmuş tabi ki fakat bunlar çok dikkat edilmediği sürece göze batmamaktadır.
Bana göre kitapta fuzuliye yer verilmesi elde edilmek istenilenlerin bir şifre dahilinde oluşu bu şifrenin oluşturulurken gayet ince düşünülmesi ve şifreyi ele geçirip hedefine ulaşmak isteyenlerin maceraları ve en sonunda şifrenin çözülmesi inanılmaz heyecanlı olmuş.

Kitabı yoğun olması dolayısıyla biraz geç bitirdim fakat aldığım lezzet paha biçilemez...

PALTO







KİTABIN ADI:PALTO
YAZARI:GOGOL
ÇEVİRİ:ASLI TAKANAY
TÜRÜ:UZUN ÖYKÜ
YAYIN:BORDO SİYAH
KİTAP SAYFASI:80
KİTAP ÜCRETİ:2 TL 
                                







                                                             ----ARKA KAPAK----

Gogol, 1842 yılında Rus edebiyatında neredeyse belli bir gelişmenin başlangıç noktasını oluşturan, “Palto” adlı uzun öyküsünü kaleme alır. Rus edebiyatının özellikle de gerçekçi kolunun oluşmasında önemli bir kilometre taşı olan ve “küçük adam” temasının işlendiği bu uzun öykü haklı olarak “Palto’dan sonra Rus edebiyatı” ifadesinin nedeni olmuş, sonraki günlerde Dostoyevski “Hepimiz Gogol’un Palto’sundan çıktık” diyerek metnin tayin edici önemini çarpıcı bir şekilde dile getirmiştir.
Palto: “Küçük adam”ın doğuşu.

                                                  ---- BANA KALANLAR----

Ben Palto’yu  okuduktan sonra aslında aklıma ilk gelen şey memurlar oldu.Memur aileleri oldu.Ne de olsa biz de bir memur çocuğuyuz yokluğu da varlığı da çok iyi biliriz.Bizim de paltolarımız kıymetlidir,üç sene kimi zaman beş sene giyindiğimiz ve gözümüz gibi baktığımız.Bir yenisinin alınmasının imkanlar doğrultusun da zor olduğu zamanlar da kendimizi yine de var olduğu için mutlu hissettiğimiz paltolar.Bunun haricin de ise…
İnsanların düzenleri vardır,alışmış oldukları bir yaşam tarzları.Bunu değiştirmek hem kendileri hem de başkaları için oldukça zordur.Bu herzaman böyledir fakat insanların belli başlı ihtiyaçlarını karşılayabilmeleri için çaba harcamaları gerekir.Eğer harcadıkları çaba boşa giderse kahrolurlar ve kaybolurlar.Benim de içinde olduğum durumlar ve şartlar sürekli değiştiğinde psikolojim tamamen bozuluyor strese giriyorum ve mutsuz oluyorum.
İşte kitap hakkında bana kalanlar bunlar oldu.Gogol okurken günlük olağan şeyleri okuyor gibi oluyorum bazen üzülüp bazen de gülüyorum.Yoksulluğu anlatan bu kitapta okurken üzüldüğümü söyleyebilirim.


SATRANÇ








YAZAR:STEFAN ZWEİG
KİTAP:SATRANÇ
YAYIN:CAN YAYINLARI
KİTAP SAYFASI:90 SY
KİTAP ÜCRETİ:6 TL


          






                                                        ===KİTAP ÖZETİ===


        New York'tan Buenos'e giden bir yolcu gemisinde yolcular arasında bulunan bir milyoner,dünya satranç şampiyonu Mirko Czentovic'e,ücret karşılığı bir parti satranç oynamayı önerir.İkisinin de oyununu izleyen Avusturyalı Dr.B oyun sırasında kendini tutamayıp onların oyununa karışınca,şampiyonla karşılaşması önerilir kendisine.Gestapo tarafından bir otel odasına kapatılan,oyalanacak hiçbir şeyi olmayan,bu odada uzunca bir süre tek başına kalan,yalnızca sorgulama için bu odadan çıkarılan Dr.B birgün rastlantı sonucu hırsızlık yaparak eline geçirdiği bir satranç kitabından bu oyunun bütün inceliklerini öğrenmiştir.Satranç tahtası ve taşları yoktur,ancak önce ekmek içinden yaptığı satranç taşlarıyla sonrada tümüyle belleğinde oynayarak kurumsal bir satranç ustası olup çıkmıştır.Ancak bu tutkusu yüzünden sinir krizlerine ve beyin ağrılarına yakalanır.
===>Yalnızlık insanlara karşı kullanılabilecek en büyük silahtır.Hayatında birisi ile oturup bir kere bile satranç oynamamış olan bir avukatın kitaplardan öğrendikleri ile dünya şampiyonunu yenişi...
Dr.B : Viyanalı bir avukatın oğludur. Hitler'in Viyana' yı işgali sırasında elinde bulunan gizli evraklar nedeniyle tutuklanır ve uzunca bir süre sorgulanır.
===>Bazen size birisi kötülük etmek ister fakat dünyanın en büyük iyiliğini yapmıştır farkında değildir.


Burada da ben bunu en iyi şekilde hissettim.Avukat olduğu ve elinde bulunan evraklar nedeniyle Gestapo bir otel odasına kapatılan Dr.B onun sayesinde satranç ile tanışmış ve dünyaca ünlü olmuştur.Gestapo Dr.B dünyanın en büyük iyiliğini yapmıştır aslında.

FARELER VE İNSANLAR










YAZAR: JOHN STEİNBECK
KİTAP: FARELER VE İNSANLAR
YAYIN: BİLGİ YAYIN EVİ
SAYFA SAYISI:120
KİTAP ÜCRETİ:6 TL










                                                        === KİTABIN ÖZETİ===


     George ve Lennie adında iki arkadaş vardır ve bunlar birlikte çiftlik çiftlik gezerek çalışırlar.En büyük hayalleri bir gün bir çiftlik satın almaktır.Georg kısa boylu çelimsiz ama kurnaz bir adamdır.Lennie ise oldukça iri yarı bir adam olmasına rağmen bir çocuğun ki kadar beyne sahiptir.Kendisine söylenen hiçbir şey aklında kalmaz.Bunların yanında en ilginç özelliği de tüylü ve yumuşak şeyleri okşamaktan çok hoşlanmasıdır.Başına ne geldiyse bu özelliği yüzünden gelmiştir.İki arkadaş çalışmak için yeni bir çiftlik bulurlar.Bu çiftlikte kendileri gibi birçok işçi vardır.Slim,Crooks,Candy...Birde patronun oğlu Curly ve karısı vardır.Curly çok kavgacıdır.Box ile uğraşır,ufak tefek olmasına rağmen kendini ispatlamak için iri yarı adamlara kafa tutar.Bir gün Lennie'ye saldırır.Lennie onun yumruklarını elinin içinde sıkarak elindeki tüm kemiklerini kırar.Lennie tüylü şeyleri okşamayı sevdiğinden farelere ilgisi vardı.Ama fareler çok küçük olduğundan Lennie farkında olmadan onları öldürüyordu.Bu yüzden Slim ona yeni doğan köpeklerden birini vermişti.Lennie farkında olmadan küçük yavruyu da severken öldürür ve samanların arasına saklar.Bu sırada Curley'in karısı ahıra gelir.Bu kadın pek sağlam bir pabuç değildir ve herkeste bunu bilir.Lennie kadınla konuşmaya başlar ve kadının saçlarını okşamak ister.Kadında izin verir.Kadın saçlarının bozulup dağılmasından sıkılır ve Lennie'yi tersler.Kadının terslemesinden korkan Lennie kadının saçlarına daha çok asılır ve kadın Lennie'nin elinden kurtulmaya çalışırken boynu kırılır ve ölür.Bu olaydan etkilenen Lennie ne yapacağını düşünür ve George'un daha önce konuştuklarında ona söylediklerini hatırlar.Georg ona başına herhangi bir şey gelirse oradan gitmesini ve onunla kararlaştırdıkları yerde beklemesini söylemiştir.İşçiler ve Curley cesedi bulunca bunu Lennie'nin yaptığını anlarlar.Silahlarını alıp Lennie'nin peşine düşerler.Fakat Georg Lennie'nin kurtuluşunun olmayacağını anlayınca işçilerden birini kandırarak elindeki silahı alır ve Lennie'nin saklandığı yere gider.Lennie derenin kıyısında oturmaktadır.Lennie'nin George'u görünce ondan istediği ilk şey hayallerini anlatması olur.Georg Lennie'nin arkasına geçer ve hayallerini anlatmaya başlar.Hayallerini anlatmaya devam ederken bir süre sonra tetiği çeker ve Lennie'yi vurur.Bunu yapar çünkü Lennie'nin başkaları tarafından vahşice öldürülecek fikrine dayanamaz.Çünkü Lennie dünyada değer verdiği tek varlıktır.Bunu yapar ve yoluna devam eder.Bu onun için zordur ama bunu kabullenmeye ve alışmaya çalışır.

                                            === BANA KALANLAR===


Bu kitabı ilk olarak orta okul zamanlarımda okumuştum.Oda okulda klasikler alanına girmiş bir kitap hiç okunmaz mı diyerek mecburiyetten okumuştum..Okuduktan sonra yazarın bu kitaba böyle bir isim vermesi bana çok saçma gelmişti.Aradan yıllar geçtikten sonra küçük kuzenime okulda ödev olarak verilmiş okunup özeti çıkarılacakmış.Oda benden yardım istedi.Bende sayesinde kitabı aklı selim bir şekilde okumuş oldum bu sefer ve kitabın ismi nedense farklı gelmedi.Kuzenimle özetini çıkardık kitabın oda benim gibi ya abla her şey iyi güzelde bu fare ismi hiç olmuş mu ya bu kitaba hem ben fareden korkarım onun için itici geldi bana bu kitap dedi.Ee 11 yaşındaki kızın kurabileceği en güzel cümle buydu bence...Önce biraz güldüm bana kızdı tabi doğal olarak güleceğine anlat anlat diye başımın etini yedi.Bana göre dedim ona da aktarım yaparken bura da arkadaş olan Lennie ve George fakirdir ve çiftliklerdeki zengin insanların işlerini yaparak geçimlerini sağlıyorlardır. Bundan dolayıda zenginlikle fakirliğin arasındaki fark anlatılıyor.Ayrıca Lennie burda akıl kıtlığıyla anlatılıyor ve George zeki olduğu için ona yardımcı oluyor.Çoğu insan arkadaş dahi olsa yanında aklı kıt birini taşımak istemez.Toplum içinde sen ne kadar zeki olursan ol yanında bulunan arkadaşın vs. herkimse ona yönelen bakışlar seni rahatsız eder dedim.
  Önce durdu bana baktı ve'' hımm yani burda tüylü hayvan olan fareyi sevdiği için böyle isim vermemişler öylemi ''dedi şaşkınlıkla...
Ben oda var tabi dedim bir sürü anlam çıkarabilirsin bir kitaptan dedim.
Bir süre sonra tatmin oldu duyduklarından ve ''ben artık gidiyorum başka kitap okuduğumda gelirim hatta senin şu kitaplığını bir ara izin verirsen karıştırayım belki bana göre bir şeyler vardır ''dedi.

Ben tabiki çok hoşnut oldum bu durumdan çünkü benim zamanımda kitap okuduktan sonra tartışabileceğim kimsecikler yoktu.Etrafımda olan insanların çoğu kitap okumayı sevmiyordu.Zaman kaybı olarak düşünüyorlardı.Neyse ki ben hala kitap okumayı seviyorum ve bin tane kitabım olsa da gözümün doyacağını sanmıyorum.


Kuzenimin de bu yaşlarda kitap okumaya başlaması hatta bu okuma isteği bile beni çok mutlu etti.

EN UZUN GECE



      
     Ahmet Altan benim en çok sevdiğim yazardır. Hemen hemen bütün kitaplarını okudum diyebilirim ama bu kitabın yeri başkadır bende onun için de ilk bu kitabını anlatmak istedim. Umarım en kısa zamanda diğer kitaplarını ve daha nice güzel kitapları paylaşabilirim...

                                        ===KİTABI ANLATACAK OLURSAM===

        Romanımızın konusu tabi ki de aşk fakat yanında hayatımızda olmasını istemediğimiz konulara da değinilmiş.(töre cinayeti, ayrılık, ölüm)
Kitabımızın kahramanları birbirlerine deli gibi aşık iki sevgili Yelda ve Selim. Selim tarih alanında üniversitede öğretim görevlisidir. Yelda ise bir araştırma grubunda görev yapmaktadır.
Romanda kahramanlarımızın eğitim, kültür, yetişme tarzı ve fikir dünyalarının birbirinden farklı olduklarını bu farklılığın onları hem bir arada tutmasını hem de birbirlerinden uzaklaştırmasını önemli bir biçimde anlatıyor.
Yazarımız Ahmet Beyin bu kitabında duygusallığa oldukça önem verdiği ve bunu tasvirlerinde açıkça belirttiği görülüyor. Yazarımız birbirlerine tutkuyla bağlı olan bu iki insanın arasındaki ilişkiyi oldukça somutlaştırarak anlatmıştır. İlişkinin bazen yara aldığını ,bazen bu yaranın iyileştiğini ve kapanır gibi olduğunu fakat aniden bir tepkiyle birbirlerine verdikleri üzüntüden zevk alır hale geldiklerini fakat birbirlerinden asla vazgeçemediklerini anlatmaktadır. Yelda yaşadığı bu karmaşık ilişkinin farkına vararak biraz soluk almak ve daha iyi düşünebilmek için çalıştığı araştırma grubuyla Güneydoğu'ya töre cinayetlerini araştırmaya gider. Orada yeni insanlarla tanışır ve onların hayatlarını öğrenmeye başlar.
    Bu ayrılık Yelda ile Selim'in ilişkilerini tekrar gözden geçirmelerine olanak sağlamış, birbirlerinin kıymetlerini bir kez daha anlayıp yeniden ilişkilerine başlamışlardır. Telefon, internet vs. tekrar birbirlerinden haber almaya başlamışlardır.
    Fakat Yelda'nın bulunduğu bölge de terörist saldırıları artmış ve töre cinayetleri devam etmektedir. Selim Yelda için endişelenmiş ve Yelda'nın yanına gitmeye karar vermiştir. Selim aldığı ani kararla Mardin'e gitmiştir. Yelda havaalanında Selim 'i karşılamış ve arabayla yola koyulmuşlardır. Bir anda ne olduğunu anlayamadıkları bir ses duyarlar ve Yelda Selim'in yaralandığını fark eder. Selim hızla kan kaybetmiş ve fazla vaktinin kalmadığını anlayarak Yelda'ya son sözcüklerini de fısıldamıştır. Yelda şaşkınlık içinde Selim'i kaybetme korkusuyla yüzleşmiştir.
    Selim Yelda ya ''Beni çok mutlu ettin ,sende beni mutlu biri olarak hatırla der ve son nefesini verir.''
Yelda çaresizlik ve şaşkınlık içinde artık Selim'in olmadığını anlar. Ve onun için zor günlerin başladığını kabullenir.

                                                 ===BANA KALANLAR===

Ahmet Altan'ın tüm eserlerini sevdiğim gibi bu eserini de çok severek ve beğenerek bir çırpıda okudum.
Anlattıkları günlük hayatımızda sevdiğimiz, aşık olduğumuz insanlarla yaşadıklarımız adeta...Çünkü hepimiz sevdiğimiz adamlarla yada kadınlarla aynı şeyleri düşünmüyoruz, farklı yerlerden, farklı kültürlerden gelip bir şekilde birbirimizi buluyoruz buda bazen bize nefesimizin kesildiğini nefese ihtiyacımız olduğunu hatırlatıyor.
Hangimiz kaçmıyoruz ki en sevdiğimizden hangimiz kabuğumuza çekilmiyoruz...
Ve gelelim kitaptaki terör ve töre cinayetlerine...
Niye kendimizi kandıralım ki hala var ve ben nedense biteceği umutlarımı uzun bir zaman önce kaybettim.

Neyse ki sevgi sonsuz sevgi insanları birbirlerine bağlar, kaçıp gitsen de sonunda gideceğin yer yine sevdiğin ve sevgisine inandığın kişinin yanıdır.

    Ve son olarak paylaşım sitelerinde gördüğüm şu sözü yazmak istiyorum,


    '' Sensiz yaşayamam deme sevdiğin insana, seni onsuz da yaşatırım...'' çok doğru bence takdir yüce Allah'ın.

20 Ocak 2016 Çarşamba

POLYANNA



 








YAZAR:ELEANOR H. PORTER
KİTAP:POLLYANNA
YAYIN:TÜRKİYE İŞ BANKASI


ÇEVİRİ:CEVDET SERBEST
SAYFA SAYISI :200
KİTAP ÜCRETİ:3 TL











                                                              ===KİTAP ÖZETİ===

       Küçük yaşında yetim kalan fakat bu haliyle de hayata tutunan ,hatta etrafındaki insanların da hayatını değiştiren ufak bir kızın öyküsüdür.Annesi Anna ailesinin zengin olmasına aldırmadan kendi halinde fakir bir adamla evlenerek ailesi tarafından red edilmiştir.Bir süre sonra küçük kızı doğar ve adını ablasının adı Polly'inin ismiyle birleştirerek Pollayanna adını kızına verir.Belli bir süre sonra ölür .Pollyanna babası ile kalır fakat babasıda kısa bir zaman sonra sölür.Pollyanna adını aldığı teyzesinin yanına taşınır.Teyzesi onu hiç istemese de belli bir süre sonra farkında olmadan Pollyanna'yı benimser.
Birgün Pollyannaya araba çarpar ve yürüyemez hale gelir.Teyzesi onu tekrar yürütmek için birçok doktora gösterir.Tek bir doktor kalır oda yıllar önce Polly ile nişanlanmış ve ayrılmıştır.Bir daha da birbirlerini hiç görmemişlerdir.Kasabalı Pollyanna'nın bu haline çok üzülüyormuş.Kasabalılardan Pollyannayı çok seven bay  Pedelltton'un baskısıyla ünlü doktor Chilton gelmiş ve Pollyanna'yı ünlü arkadaşına gönderip onu tedavi ettirmiştir.Bir süre sonra Pollyanna tamamen iyileşmiş ve teyzesi Dr. Chilton ile evlenmiştir.Güzel bir yuva kurup yaşamaya devam etmişlerdir.

                                                  ===BANA KALANLAR  ===

Öğlen bir telefon aldım kuzenin adını görünce hayırdır inşallah dedim :)
Heyecanlı heyecanlı ''abla biliyor musun?ben bir kitaba başladım yarısına kadar okudum hatta bitmek üzere ama bir sorunum var''dedi.Neymiş sorunun söyle bakalım bir çözüm bulalım dedim.''Yahu ben bu kitabı çok merak ettim aldım okuyorum ama okulda herkes benle dalga geçiyor ya ne diyeceğimi şaşırdım''Niye dalga geçiyorlar ki diye sordum bende şaşkın bir şekilde.-Ne bileyim abla bende sana soruyorum işte niye dalga geçiyorlar diye? Aklıma sonra geldi kitabın adı ne dedim.-Abla söyledim ya kitabın adını ya beni dinlemiyor musun diye kızdı bizimki.Ama o kadar sinirlenmiş ki artık demediği halde dediğini iddia ediyordu.Neyse bidaha
söyle dedim.Yahu kitap Pollyanna demesin mi?Bende birden boş bulundum ve güldüm.Gülünce bana da sendemi ya sendemi diye isyan etti.Söyle bana hemen neden insanlar böyle tepki veriyorlar bu kitaba diye.
Doğruyu söyle hemen dedi.Direk olarak çok fazla iyimser olduğu için biz onu hayali kahraman olarak düşünüyoruz ve böyle çok iyi olan her şeye olumlu bakan kişilere de Pollyanacılık yapma diyoruz dedim.Gerçekten çok saçma ya dedi ve bana derhal özet çıkar bakıcam blogundan deyip kapadı telefonu...
Günden güne kafayı bozmaya başladı kitaplarla sonumuz hayırola ne yapıcam ben bu kızla böyle bilemiyorum...Her gördüğü kitabı almak istiyor,okumak istiyor ben onu okumadım bilmiyorum diyince nasıl okumazsın diye öfkeleniyor.Bazı kitapları almaya kalktığında o senin yaşına uygun değil başka bak dediğimde inatçılık ediyor hayır ben onu alıcam diyor.Başa çıkamıyorum yani.Sorduğum herkes bu bir süreçtir geçer diyorlar.Bakalım sonuç ne olacak...

Pollyanna benim okumaya başladığım dönemlerdeki ilk kalın kitabım olmuştu...Tam 300 sayfaydı.Ooo ben bunu nasıl okuyacağım diye kara kara düşünmüştüm.Ama neyse ki okuyup bitirdikten sonra yeni kitaplara kavuşunca daha çok okumak istemiştim.
Şimdi sonuç küçücük bir kütüphane hergün büyüyen...



20 Aralık 2015 Pazar

KOKOLOJİ







KİTAP :KOKOLOJİ

YAZAR: ISAMU SAİTO/ TADAHİKO NAGAO

YAYIN EVİ:‘O’ KİTAPLAR

KİTAP TÜRÜ:KİŞİSEL GELİŞİM

SAYFA SAYISI:190 

KİTAP ÜCRETİ:10 tl







                                             


                                                        -----------ARKA KAPAK----------

‘‘Bil bakalım sen kimsin?’’
Japonya da 4 milyon satıldı.Amerika da bestseller oldu.İngiltere,Fransa,Almanya,Kanada,İspanya’nın da aralarında olduğu 15 ülkede yayınlandı.
    Dünyanın en eğlenceli keşfini yapmaya hazır mısın?,Ancak bu şimdiye kadar kimsenin keşfetmediği bir şey olacak;kendin.
Hepimiz kendimizi bilmeyi ve anlamayı isteriz.Ama bu gizemi çözecek şey nedir?Bunun tam olarak bir cevabı var mıdır?
Yüzyıllardır edebiyat,sanat,felsefe,bilim bunun cevabını arıyor.
    Kokoloji,psikoloji profesörü ISAMU SAİTO ve TADAHİKO NAGAO tarafından geliştirilen,temel psikolojik gerçeklere dayanarak hazırlanmış bir tür kendini keşfetme oyunudur.
Aşk,seks,iş,aile,dostluk,ev…Kısacası her şeyle ilgili 53 oyun,Şimdi Türkiye de de ailelerin,ev partilerinin,yalnızlıkların,potansiyel ilişkilerin,seyahatlerin en eğlenceli,en faydalı oyunu olmaya aday.
Bilinmeyene hazır mısın?

                                                     ----------BANA KALANLAR---------

Kokoloji adlı kitabı da her okuduğum kitap gibi sağlıklı bir ortamda sessiz ve dikkatlice her soruyu anlayarak kendimce dürüst olarak cevap verdim.Her bitirdiğim soruda da kendimden bir parça buldum.İlginç olan şu ki gerçekten kitap etkileyici ve şaşırtıcı yarım bırakma,sıkılma,ara verme gibi bir olasılık yok.Ben bir çırpıda okuyup bitiriverdim.Sizlerle de paylaşmak istedim.Bu aralar eğlenceli bir şeyler olsun hemde arada bilgi versin beni şaşırtsın diyorsanız bu kitap pardon bu oyun tam tamına ideal.

18 Aralık 2015 Cuma

MUTLU EVLİLİK










YAZAR:FATMA TAŞ
KİTAP:MUTLU EVLİLİK
YAYIN:ARES KİTAP
SYF:160
KİTAP ÜCRETİ: 5 TL





                                        
                                                ===KİTABIN ARKA KAPAĞI===

Huzurlu bir yuva kurmak önemlidir;ama bunu uzun yıllar sürdürebilmek,ilk günün heyecanını kaybetmemek,sevgi ve saygıyı korumak beceri işidir.
Bu kitapta mutlu evliliğe giden yolda eşlerin yapmaları gerekenler iletişim kuralları,birbirine destek olmak,hem dost hem eş kalabilmek,çocuklarla iletişim,aile içi karar almak,birbirinin en yakın sırdaşı olmak ve daha pek çok konu hem evlilik hazırlığı yapanlara hemde evlilere daha huzurlu bir yuva kurmanın sırlarını yaşanmış tecrübeler eşliğinde sunuyor.

                                                 === BANA KALANLAR===

Öncelikle evliliğin ne anlama geldiğini öğrenmek...Bunu öğrendikten sonra evlilikte neler yapılması gerektiğini bilmek ona göre davranmak. Empati kurmak,ilgili olmak,sevgi ve saygı göstermek,birlikte zaman geçirmenin anlamını kavramak.Ona her zaman destek olmak,onun neleri sevip sevmediğini bilmek ve daha fazlasını öğrenmek hatta öğrenmek istemek.
Herhangi bir sorun olduğunda el alem ne der diye düşünmemek ve her zaman yanında olmak.Kendimize düşen görevleri yerine getirip karşımızdakini de görevleriyle beraber sorgulamamak.
Aile kavramının ne olduğunu öğrenmek ve ona göre davranmak aile olduğumuzu her seferinde vurgulamak ve biz sözcüğünü unutmamak.Her zaman açık ve net olmak,doğruyu söylemek,yardımcı olmak,aranızdaki sırları dahi birbirinizle paylaşmak.
Bu kitapta birde bazı hastalıkların çeşitliklerine değinilmişti buda hoşuma gitti.
Okunulduğunda pişman olunmayacak ve hatta yeni şeyler öğrenilecek bir kitap olduğunu düşünüyorum.

Sizlerin de okuyup paylaşması dileğiyle...Sağlıcakla kalın.

Fatma hanıma bu kitabından dolayı teşekkürlerimi sunarım.

BURSA YEŞİL CAMİ & YEŞİL TÜRBE

Bahçelievler Belediyesinin düzenlemiş olduğu günübirlik Bursa gezisine katıldığım ve soluğu o çok istediğim Yeşil Cami de aldığım anı paylaş...