ayasofya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ayasofya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31 Ağustos 2015 Pazartesi

İSTANBUL HATIRASI

 









YAZAR:AHMET ÜMİT
KİTAP:İSTANBUL HATIRASI
YAYIN:EVEREST YAYINLARI
SY. SAYISI:565
KİTAP ÜCRETİ:18 TL

(kütüphanelerden ücretsiz olarak ödünç alabilirsiniz.)



                  



                                             ---- KİTABIN ARKA KAPAĞI----

Byzantion’dan İstanbul’a uzanan,heyecan yüklü bir serüven Sarayburnu’nda,Atatürk heykelinin ayaklarının dibinde bir ceset.Avuçlarında antik bir para…Ama ne bu ceset son kurban,ne de bu antik para son sikke.
Yedi kurban,yedi hükümdar,yedi sikke,yedi kadim mekan.Ve tek bir gerçek bu şehrin gizemli tarihi.
‘‘Şehre bakıyorduk denizden,sisler içindeydi İstanbul…Sisler içinde deniz…Sisler içinde teknemiz.Sultanahmet' in minareleri idi görülen , Ayasofya'nın kubbesi,Topkapı Sarayı’nın kuleleri.Hiç yağmalanmamış,yıkılmamış,kirletilmemiş gibiydi şehir.Bembeyaz bir sisle örtmüştü doğa,ne varsa görüntüyü çirkinleştiren.Güneş doğmadan bir anlığına beliren bir hayal gibi…Büyülü bir bulut gibi…Bir masal imgesi gibi…Yeni kurulmuş bir kent gibi…Taze bir başlangıç gibi…Genç,umutlu,güzel…
İstanbul’a bakıyorduk denizden ölülerimizin yüzlerine bakıyorduk…Onların gözlerindeki kendi kaderimize çaresizliğimize bakıyorduk,avuçlarımızda büyüyen zavallılığa,kanımızda filizlenen korkaklığa…Elimizden alınan hayata bakıyorduk…umut dolu sabahlara,eğlenceli bahar akşamlarına…sönen anılarımıza bakıyorduk,ölen hayallerimize,yıkılan düşlerimize…sönen anılarımızı,ölen hayallerimizi,yıkılan düşlerimizi yükleyip yorgun bir şilep gibi bizden uzaklaşan şehrimize…Şehrimizle birlikte yitirdiğimiz kendimize bakıyorduk.

                   Benim Düşüncelerim ise:



İstanbul adının geçtiği kitaplar beni özellikle kendilerine doğru çekiyorlar nedense bilmiyorum.Kitabın ismini duyar duymaz almaya karar vermiştim ama kitabın kabını görünce resmen kitaba aşık oldum.Turuncu ve beyaz renkte olan ve arkasına da İstanbul silüeti yerleştirilen bir kitaba aşık olmamak mümkün mü? Eve geldiğimde direk kitabın arka kısmını okudum ve zaman kaybetmeden kitaba başlayıp bir çırpıda bitirdim.Yazarın anlatımına hayran kaldım zaten yazıların sırası kişilerin tanıtım aşamaları,olayların anlatılış gizemi,nedense sona yaklaştığınızın hazzını bile yaşatmıyor hiç bitmesin diye okuyorsunuz…
Ama kızmadım değil çoğu yerde kahramanlara,üzülmedim değil hallerine…En çokta kitap da hayali yerlerin anlatılış şeklini sevdim.Tarihi açıklama kısımlarına değinmiyorum bile bittim yani.


Harika bir polisiye kitabı okumayı düşlüyorsanız fazla uzatmadan mutlaka bu kitabı okuyun diyorum.Hatta ve hatta Ahmet beyin diğer kitaplarını da sıralarını benim gibi fazla bekletmeden okuyun diyorum.Çünkü hiç pişman olmazsınız.

22 Ağustos 2015 Cumartesi

AYA İRİNİ KİLİSESİ




       Topkapı Sarayını gezerken bu kiliseyi görmüştük. Bu kilise Ayasofya Müzesi Müdürlüğünün özel izni ile gezilebiliyor.Kiliseye girme ücreti ise 20 lira.O kadar çok zamanımız olmadığı için kuzenimin de pek içini gezme gibi bir hevesi olmadığından dışını gezdik ve fotoğraf çektik. Bildiğim kadar tarihçesini anlattım ona tabi ki. Daha önce buranın içine bende okul dönemimde İstanbul festivalindeki bir konser zamanında girebilmiştim.

Bu kilise akustugi çok iyi olduğundan konserlere ev sahipliği yapmaktaymış. Gidip kendi kulaklarımla duyunca ve gözlerimle de görünce bu bilgiye inandım.
İstanbul’un en eski Bizans kiliselerinden biridir Aya İrini hala kilise olarak kalabilmesinin yani cami olmamasının temel etkeni ise Sarayın içinde kalmasından dolayıdır.
Osmanlının bu kiliseyi zamanında yeniçerilerin silahhanesi olarak kullandığını duyduğumda çok şaşırmıştım. Sonuçta bizim dinimiz olmasa da Hristiyanların dinini yaşattığı bir mabetti orası hani biz hoşgörülüydük dinlere saygı duyardık diye düşündüm ve kınadım cidden. Sonra ise Askeri müzenin daha önce burada olduğunu ve ihtiyaçtan dolayı kullanıldığını öğrendim. Araştırmalarımda Harbiye de bulunan Askeri müzenin aslında burada olduğunu sonradan oraya taşındığını öğrendim.


        Aya İrini kilisesi burada bulunan ve Roma döneminden kalmış olan Artemis, Afrodit ve Apollon mabetlerinin kalıntılarından yararlanılarak 4. yy'ın başlarında Konstantin zamanında yatırılmış. Aya İrini ya da Hagia Eirene`nin sözlükteki anlamı `Kutsal Barış`; ama aynı zamanda da, aynı yüzyılda yaşamış bir azize. Azizenin gerçek adı Penelope`dir. Hristiyanlığı yaymaya çalışır. Putperestler tarafından yılanlarla dolu bir kuyuya atılır; ölmez. Taşlanır, atlara bağlanıp sürüklenir; yine de ölmez. Mucizelerin sonunda putperestler Hristiyan olur; İrini de bir azize. İmparator Konstantin, bu olağanüstü olay üzerine yaptırdığı tek tanrılı dinin ilk mabedine Aya İrini adını verir.Ayasofya'yla aynı avlu duvarı içinde bulunan Aya İrini, çıkan Nika Ayaklanması sırasında yanındaki Sempson Zenon'la birlikte yanmıştır.


       İmparator Jüstinianos Ayasofya'nın yanı sıra Aya İrini'yi de yeniden yaptırmıştır. Fakat daha sonra  yaşanan şiddetli depremler binada önemli hasarlara neden olmuştur. Tekrar tekrar onarım gören kilise hala ilk günkü gibi ayaktadır.

Bu bilgileri verdikten sonra kuzenim ve ben Sarayı gezmeye ve keşfetmeye başladık.
Topkapı Sarayı ile ilgili postumu daha önce paylaşmıştım.






İsteyen herkesin buraya gidebilmesi ve birçok fotoğraf çekerek arşivine ekleyebilmesi dileklerimle...

BURSA YEŞİL CAMİ & YEŞİL TÜRBE

Bahçelievler Belediyesinin düzenlemiş olduğu günübirlik Bursa gezisine katıldığım ve soluğu o çok istediğim Yeşil Cami de aldığım anı paylaş...