yaz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yaz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Aralık 2015 Cuma

ADİLCEVAZ SAHİLİ


    İki yıl boyunca her canım sıkıldığında kaçıp kaçıp kafa dinlemeye geldiğim bir yerden bahsetmesem olmazdı tabi ki...
Sahil dediğimiz yer aslında Van Gölü,halkın göl değilde deniz dediğini de buralara giderseniz duyarsınız.Gerçi göl denmesi ya da deniz denmesi beni çok da enterese etmiyor doğrusunu bildikten sonra...

   Adilcevaz sahil kenarı oldukça güzel ve temiz.Buraya genelde yalnız gelip,kafa dinleyerek,kitap okuyarak yada suyun sesini dinleyerek keyif alsam da çoğu kez arkadaşlarımla gelip onlarla piknik yapmak yada sahilde bulunan kafelerde bir çay içip okey oynamak da bu keyfe dahildi.
    En güzeli de sahilden balık tutup o kumların üstünde iki tane taşta onları közleyip gecenin mehtabıyla da onları bir güzel mideye indirmekti.
    Her yerden gelen arkadaşlarım vardı.Sohbet sohbeti açardı ve zamanın nasıl geçtiğini anlamazdık bile.O kadar çok şeyden bahsederdik ki herkes eteğindekileri döker rahatlardı.
Adilcevaz da nereden bulacaksın psikoloğu en iyi psikolog sahil eşliğinde güvenilir olan dostlardı.
   Adilcevaz sahilinin nasıl oluşturulduğunu bilmiyorum,kaç senesinde keşfedildiğini,halka açık hale getirildiğini de bilmiyorum.Ama tek bildiğim kesinlikle ve kesinlikle buranın bir doğa harikası olduğudur.Ben burada öğrenciyken sabah güneşin doğuşunu takiben termosa çayı koyup kızları uyandırıp yanıma alarak fırına gider ekmeğimi simidimi kapar,marketten de domatesi peyniri tereyağını kaptığımız gibi sahile inerdik o taşlara dizilip güneşin doğuşunu izleyerek kahvaltı yapardık.Yazında karpuz peynir ekmek yapmadan gitmezdik.Tabi bunun mısırı var dondurması var...
Yani kısacası eğer buralardaysanız bu keyifleri yaşayın arkadaş derim...




3 Eylül 2015 Perşembe

MENEKŞE


   İstanbul da sıcaklar bizi iyice bunalttığında arkadaşlar ile yahu denize bir yerlere gidelim biraz serinleyelim diye yakınırken.Arkadaşın aklına Menekşe semtinde bulunan plaj geldi.Çok temiz değil ama bir girer çıkarız serinleriz ya ne olacak dedi.İyi tamam diyerek biz de uyduk onun aklına atladık trene gidiverdik plaja.Eylül ayı olmasından dolayı ve de hafta içi olmasından dolayıdır ki çok kalabalık değildi.Denizde beklediğimiz kadar kirli değildi.Arkadaşımızın dediği gibi bir girip çıktık.Biraz güneşlenip sohbet muhabbet ettikten sonra etrafı gezindik.Orada bulunan bir balıkçı da balık yedik.Sahil de yürüdük bir sürü fotoğraf çekildik canım arkadaşımla ve çok güzel anılar biriktirdik bugünden arda kalan.
Otururken aklımıza acaba buranın ismi neden menekşe dedik kendi kendimize. Arkaşımızın teki aaa bilmiyor musunuz eskiden buraya gelen yabancı bir kadın bir sürü menekşe getirip ekmiş ve burada bahar aylarında rengarenk menekşeler açarmış ondan adı menekşe kalmış.Diyerek anlattı artık onun yalancısıyız ne kadar doğru ne kadar yanlış bilemiyorum.
     Açıkçası İstanbul'un göbeğin de böyle bir yer olduğuna şaşırdık.Herkesin kötülediği kadar da yoktu.İnsanlar neden ellerindekinin kıymetini bilmiyor da her şeyi neden bu kadar kötülüyor onu da anlamış değilim.Daha sonra da buraya başka bir günde mangal yapmaya geldik arkadaşlarla o zaman da gayet eğlenceliydi.
Bana kalırsa gidilemeyecek kadar bedbaht bir yer değil aksine gidilebilecek yerlerden birisi burası üstelik de ücretsiz.
En son toplanıp da tren istasyonunda beklerken bizi muhteşem bir duvar karşıladı yemyeşil bir duvar tabi ki hemen fotoğraf çekildik ve harikaydı.




















14 Ağustos 2015 Cuma

GÜLHANE PARKI





      Sultanahmet’e her geldiğim de bu eşsiz parkta zaman geçirmeden asla eve dönmüyorum. Bu parkın ayrı bir huzuru ayrı bir tarihi dokusu var. Hiç bir şey yapmasam da çimlerine oturup sevdiğim bir kitaptan iki satır bile okusam bana yetiyor.
Bu parka birçok arkadaşım ile birlikte geldim hepsiyle çok güzel anılarım oldu. Çünkü sadece sıradan bir park değil burası birçok eseri birçok tarihi içerisinde barındıran bir yer bu da bizlerin sürekli burayı ziyaret etmesini sağlıyor.


      Gülhane bölümünün iki kısmı vardır, ilk kapıdan girdiğinizde size eskiden Alay Köşkü denilen ve padişahın geçit törenlerini buradan izlediği yer göz kırpar. İhtişamı göz kamaştırıcıdır. Devam ettiğinizde İstanbul Büyükşehir Belediyesinin yapmış olduğu çalışmalar karşılar bizleri. Koru halini tam haliyle sunmaktadır. Küçük fıskiyeli bir havuz serinletmekte etrafı tam karşısındaki o duvara yapılan eser vay dedirtecek şekilde, devam ettikçe başınızın üzerinden rengarenk papağanların geçtiğini görüp seslerini işiteceksiniz ve etrafınızdaki ulu çınar ağaçlarının varlığıyla huzura doyacaksınız diyebilirim.

Son zamanlarda fotoğraf çekimlerinin çokça yapıldığı düşünülerek özel birkaç yer bile yapılmış gayet başarılı olduğunu düşünüyorum ben bile buralarda fotoğraf çektirdim.
Parkın içerisinde iki güzel müze var içerisine girip gezmeden ve o dokuyu soluyup o saklanan tarihi görmeden ayrılmayın derim. İlki Tanzimat müzesi ki bunu anlatmama gerek var mı bilmiyorum ama yine de bir bahsedeyim Gülhane-i Hattı Hümayun’u olarak bilinen Tanzimat Fermanı burada okutulmuştu. Fermanın da bulunduğu bu müze bence gezilmelidir.
İkincisi ise henüz yeni sayılan bir müze eskiden Has Ahırların bulunduğu ve Topkapı Sarayı’na ait olan bu bina şimdi ise tarihe tanıklık etmiş eşyalarla birlikte canlandırılmış olan İslam Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesi olarak ziyarete açılmış durumdadır. İçerisinde gerçekten doyurucu şekilde tarihten kalma eşyalar ve nasıl kullanıldıkları anlatılan bilgiler vardır.(Bu iki müzeye diğer postlarımda ayrıntılı olarak ayrı ayrı yer vermeye çalışacağım)

Parkı gezmeye devam ettiğimizde sağ yokuş kısmının hala askeriyeye ait olduğunu görürsünüz ayrıca yukarı kısımların aslında Arkeoloji müzesinin bahçesi hatta Çinili köşkten göz kırpan pencerelerin olduğunu görürsünüz devam ettikçe yokuşa doğru çıkar ve buradan Marmara’nın el sallayarak Haliç ve Adaları kucaklayıp size göz ziyafeti çektiğini anlarsınız. Burada kır kahveleri bulunmakta mola vererek burada bir şeyler atıştırarak çayınızı yudumlayabilirsiniz fakat biraz tuzlu olduğu konusunda uyarmadan edemeyeceğim. Şahsen ben buraya gelirken termosum ve çantamdan eksik etmediğim abur cuburlarımla ve en sevdiğim kitaplarım ile geliyorum.

Gezerken dediğim gibi tarihe tanıklık etmiş bu parkta gözden kaçırabileceğiniz yapılar bulunmakta çünkü park oldukça büyük ben birkaç kere gezdikten sonra fark edebildim burada saklanan Gotlar sütununu bu sütunun da tarihte güzel bir yeri var tabi ki Romalılardan kalmış bu sütun…
Tam çıkışın da kocaman ve süslü harflerle Gülhane yazısını görüpte hatıra olsun diye fotoğraf çekmeden ayrılmayın. Sizlerle bu parkta yaşadığım güzel bir anımı paylaşayım bir gün akşam vakitlerinde yine bu parkta geziyorken Büyükşehir Belediyesinin çiçek dikim çalışmalarına şahit olduk ve biraz izledik,izlerken de çalışanların gözüne battık haliyle ve bir çalışan buyrun bir şey mi istediniz diye sorunca arkadaşım dayanamayıp atladı bizde yapabilir miyiz diye çalışanlar biraz güldükten sonra tabi istiyorsanız neden olmasın dedi. Arkadaşım kolları sıvayıp çiçek ekmeye başladı bile çok anlamasam da bende biraz yardım ettim. Çok eğlenceli ve keyif vericiydi. Biraz yardım ettikten sonra müsaade istedik ve teşekkür ettik. Onlar da bize teşekkür etti ve ikimize de ikişer tane çiçek verdiler. Tatlı bir yorgunluk ile tranvaya binip evlerimize doğru yol aldık.
Böyle güzel bir anımız  oldu sevgili arkadaşım ile hala bazen burayı gezdiğimizde aynı noktaya gelip baktığımızda birbirimize dönüp gülüyoruz.

İşte böyle yazacaklarım şimdilik bu kadar herkesin bu güzel yeri gezebilmesini ve bol bol güzel fotoğraflar çekerek arşivlerine yeni anılar katabilmesini dilerim…









BURSA YEŞİL CAMİ & YEŞİL TÜRBE

Bahçelievler Belediyesinin düzenlemiş olduğu günübirlik Bursa gezisine katıldığım ve soluğu o çok istediğim Yeşil Cami de aldığım anı paylaş...