köy etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
köy etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Aralık 2015 Salı

ZAVALLI TAVUK


                  
     Yok  böyle bir şey şaka falan herhalde olabilir mi ?

      Bir hafta önce kafayı dinlemek için dedim memlekete gideyim bari teyzeler falan da orda zaman geçer... Memleket Erzincan olunca tabi karar vermek zor değil.Neyse akşamdan aldım uçak biletini taktım sırt çantamı hadi görüşürüz ana dedim çıktım geldim. Teyzemi aradım sağ olsun geldi aldı beni arabasıyla bir arabası var bildiğin hurda ama orda çok işe yarıyormuş tabi kaza yapmamak mümkün değil . Sonunda geldik kazasız belasız ben attım çantayı yere çıkardım ayakkabıları direkmen yığıldım oraya uyudum.Sabah gözlerimi açtığımda karşımda teyzem hortum taşıyordu elinde de bir kazma bismillah dedim ne oluyor ?Hayırdır teyze ya dedim.—Teyzemde bahçeyi düzelttim bi haftaya olurlar onlar yeriz dedi.Hoşuma gitti aa durup bakayım dedim  nasıl yapmışsın.Bir girdim bahçeye yok yok yani bi tarafta salatalık,bi tarafta domates, kabak, patlıcan ooo yemede yanında yat şu dedikleri organik ürünler burada teyze bahçesinde bedava bedava :)
   Evet asıl konuya gelelim aradan bir hafta geçmedi sen karşı komşunun tavukları kümesten çıkın teyzemin bahçeye girin oraların altını üstüne getirin.Ben bu sırada damda postu sermiş kitap okuyorum bir keyifle…Teyzem den bir feryat bir figan ne oluyor be dedim…Teyzem bas bas bağırıyor topunuz kökten kırılasınız diye ben sizin için mi ektim biçtim onları birtaneniz kalmaya adi yaratıklar diye… Ben şaşırdım o şaşkınlıkla da indim aşağıya teyzemin koluna girip güya sakinleştirmeye çalışıyorum…Zaman biraz geçtikten sonra tabi sakinleşti teyzem kalan ürünleri topladı oraları temizledi bende yardım ettim…
   Ertesi sabah yataktayım daha uyanmamışım karşı kümesten bir bağırış ben o korkuyla kendimi kapının önünde buldum bizim komşu Hayriye! ne oldu Hayriye teyze hayırdır dedim…Bir tane tavuk kalmamış cücük kalmamış kör olasılar hepsini yemişler  ben ne yaparım şimdi ben onları büyüttüm besledim  diye ağlıyor…Teyzem çıktı geldi içerden ne olmuş diye dedim ne olucak bedduaların tuttu kadının tavuklarının hepsinin kökü kurumuş…Teyzem sonra bir üzüldü bir üzüldü demez olaydım ben nasıl dedim nasıl böyle hataya düştüm die…
Aradan bir 4-5 saat sonra kendimi teyzemle hurda arabanın içinde çarşıdan tavuk horoz civciv üçlemesinin içinde buldum…Dilini tutamayıp belaları çekmek sonra vicdan azabı duymak ve kurtulmak için de çaba harcamak bu olsa gerek …

Neyse ki teyzemle anlaştık ben dönene kadar bi daha beddua falan etmeyecek kadının ağzından çıkan her şey gerçekleşiyor nasıl bir şeydir bu ya inanılır gibi değil …
Onun için de lütfen beddua etmemeye dikkat edelim.

29 Ağustos 2015 Cumartesi

KIBRIS KÖY GEZİLERİ




      Kıbrısın köylerini gezmeye çıkmıştık ki karşımıza çok güzel manzaralar çıktı.Fotoğraf makinemize çok güzel kareler nakil oldu.Kıbrısın her ilçesinde o kadar çok köy var ki gezmekle bitiremiyoruz.Aslında biter de o kadar güzel yapılar ,o kadar güzel tarihi yerler ve doğa olayları çıkıyor ki karşımıza durup bakmaktan geçmişini öğrenmekten fotoğraf çekip hayretle iç geçirmekten zamanın nasıl geçtiğini anlamıyoruz bile...Gezdiğimiz tüm yerlerin hepsini yazmam mümkün değil tabi ama başka postlar da tek tek de olsa yazmaya çalışacağım.

      Biz zamanın nasıl geçtiğini anlamıyoruz fakat midemiz zil çalınca saate bakmak aklımıza geliyor.
Gezerken nerede bir şeyler yesek diyorduk ki karşımıza bir fırın çıktı.bu bizim bildiğimiz o şehir fırınlarının yanından bile geçmiyor.Aksine çok daha iyi...Çok candan ve sevecen insanlar çalışmaktaydı burada ve fırının duvarlarında çok güzel köy eşyaları asılıydı.Ekmek o kadar güzel kokuyordu ki açlıktan olduğunu düşündüm ama yok gayet güzeldi.Hemen aldık ekmeklerden şansımıza peynirde vardı burada biraz da peynir alarak atladık arabaya. Kızlar o kadar acıkmış ki hemen ekmek arası peynir yaparak mideye indirdiler.Peynir buranın özel peyniriymiş adı Hellim kızartılarak da yeniliyormuş.Eve gidince onu da deneyeceğiz tabi ki hatta tadı o kadar güzel ki bizimkilere bile götürmeyi düşünüyoruz.



    Yolumuza devam ederken arkadaşım aaa dur dedi buralarda bir yerde sevgili ağacı vardı.Kenara parkedeyim de biraz yürüyelim ağacı da görün dedi.Biraz yürüdük çok güzel manzaralara sahip el değmemiş yerler vardı.Buralar da fotoğraf çekmek harika...Karşımıza çıkan ağacı gördüğümüzde yok artık dedik.Gövdeleri farklı yan yana olan iki ağaç fakat dalları ile birbirine birleşmiş ama o dal hangisinin belli olmuyor.Adeta bir köprü oluşturmuşlar aralarında.Nasıl ya insanlar bile birbirlerini yerken doğru düzgün geçinemezken bu ağaçlar inanılmaz doğrusu.Gözümle görmesem inanmazdım çünkü bizim halkımız hikayeleri masalları severler kesin uydurmuşlar derdim.



Tekrar arabaya binip de yola devam ettiğimizde karşımıza otlayan keçiler çıktı.Arabayı durdurup biraz etrafı izledik.Bizimki başladı konuşmaya bir rivayete göre buradaki keçilerin erkek olanları yani oğlaklar öyle kolay kolay yakalanmazlarmış.Allah aşkına hangi hayvan göz göre göre yakalanmak ister.Öleceğini bile bile kendini teslim eder.Can tatlı sonuçta...


Uzunca bir geziden sonra Lefkoşa sokaklarını arşınlamaya ve biraz daha alışveriş yapmaya karar verdik. Yalnız buraları gezerken gördüğümüz evleri,o güzelim bahçeleri o güzelim ağaçları,çiçekleri anlatamam yok yani böyle bir güzellik.

Lefkoşa da merak ettiğim o Osmanlıdan kalma evlere baktım yapılarını inceledim ve dedim ki içimden o zaman ki insanlar bu işi biliyorlarmış.O kadar güzel evler inşa etmişler ki kapılarına mı bakayım duvarlarına mı pencerelerine mi el sanatlarını burada da konuşturmuş yine Osmanlı.
Gezdiğimiz her şehrin her ilçenin,her köyün bir hatırası bir tarihi vardı ve biz bu hatıraları paylaşmayı o tarihi öğrenmeyi o kadar arzulamışız ki Allah nasip etti bize.İnanılmaz bir huzur kapladı içimizi ve tatlı yorgunlukla soluklandık,acısıyla tatlısıyla gezdik,dolaştık.
Tatilin son günlerine yaklaşırken gezmediğimiz yer kalmasın diye uğraşmaktan karnımıza kramplar giriyor.İnşallah her karışını gezeriz diyoruz ve devam ediyoruz.


Evet buralardan kendime küçücük belki ama maneviyatı büyük olan eşyalar aldım. En önemlileri de koleksiyonum olan bardak,fincan ve magnetlerime yenileri eklendi.

Belki tuhaf gelebilir size ama kupa bardağı ve fincan koleksiyonu yapıyorum.Herkesin yaptığı bir şey olduğunu düşünmüyorum.Şehirleri gezerken o şehirde üretilmiş ve o şehri anlatan bardakları almayı ve böyle güzel yazıları yazarken bu kupalardan kahve içmeyi seviyorum.Fincanlarımı ise içinde pişirdiğim kahvenin kırk yıl hatırı varsa fincanın neden olmasın diyerek sevdiklerim ile paylaşmak içindir.Magnetleri alma nedenim ise mutfakta çok vakit geçirdiğim için dolabın üstünde gözümün önünde olmasını sevdiğim ve ne kadar az yere gitmişim daha gidilecek çok yer var diye sürekli dürtülerimi güçlendirmektir.

Bir de duvarım da kocaman bir Türkiye ve Dünya haritası var.Onlarda benim dürtülerimi canlandırma rehberim diyebilirim.
Ama önce Türkiyem diyorum sonra diğer yerler...

İsteyen herkesin bu güzel yerleri gezip görmesi ve güzel anılar biriktirmesi dileğiyle.

BURSA YEŞİL CAMİ & YEŞİL TÜRBE

Bahçelievler Belediyesinin düzenlemiş olduğu günübirlik Bursa gezisine katıldığım ve soluğu o çok istediğim Yeşil Cami de aldığım anı paylaş...