gazi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gazi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Kasım 2015 Cuma

BİR GAZİ KOŞUSU HATIRASI


   

26 HAZİRAN 2011 Tarihinde 85. si düzenlenen’’GAZİ KOŞUSU’’n da görevliydim.Cidden çok zor bir gündü çok fazla yoruldum.Yorulduğuma deydi mi tabi ki de değmedi.Fakat bugün cidden ne kadar saçma bir dünyada yaşadığımızı bir kere daha anladım.1600 kadar kişiye hizmet ettik.bu kişiler arasında at sahipleri,at yarışı oynayanlar,bu kişilerin davetlileri,eşleri,çocukları,basın vs  vardı.Herkes etrafta fır dönüyordu aman bir yanlış yapılmasın aman dikkatli olalım…Yahu kabalıktan adım atamıyoruz ama hizmette sınırsızız bir elimizde kanepeler bir elimizde içkiler,meyveler,yemekler,tatlılar,kuru yemişler ohooo say say bitmez…Yine de memnun edemiyoruz milleti…Tabi ya evladım onu getir,kızım şunu götür Allahım sabır diye kaç kere yalvardım bilmiyorum…Hele kendini maymuna çevirip gelen kızlara bakışım inanılmazdı…ayaklarında 10 cm topuk yürüyemiyor, kafalarında taşıyamadıkları ‘’Hande Yener’in taktığı o acayip şapkalardan,giydikleri elbiseler zaten bir karış,o sıcakta o surattaki 2 ton boya badana o saçlar açık ,ellerinde eldiven falan ağızlarını yaya yaya konuşuyorlar Ya Rabbim yok yani nereye geldiniz siz film falan çekildi herhalde galadayız ama mümkün değil galalarda da görev aldım böle bir şey yoktu.He bide bunların yanı sıra kelli felli yaşlı başlı beyefendiler de vardı yani çekmiş takımı takmış gözlügü elinde oynadığı kuponlar oturmuş bir köşeye hadi be hadi be diye elinde içkisiyle sabırsızlıkla bekleyen heyecan dolular…Kimileri umarsız sanki zorla getirilmişler gibi ellerinde dergileri karşısındakiyle dedikodu yapıoyor…Zavallı basın ve zavallı biz asıl hizmeti biz yapıyoruz yine de paparayı biz yiyoruz nasıl adalet bu ya…basından arkadaşlar bir oraya bir buraya koşturuyor bir onun bir bunun agız kokusunu çekerek haber toplamaya çalışıyor,en edeplilerde onlardı zaten hele bir bayan vardı ki bana dediği cümle aklımda hala’’güzelim be sana  çok zahmet olacak ama bana bir bardak su getirebilir misin?’’ içimden dedim sen böle istedin canımı yedin zaten…
Zaman geçmek bilmiyor zaten,o onu istiyor bu bunu istiyor millet birbirini yiyiyor o ona bu buna bağırıyor…kaytaranlar yok mu diyeceksiniz bende size hiç olmaz mı diyorum.Arkadaşım yap işini işte zor durumda bırakma kimseyi herkesin görevi var ne diye adamı sen zor durumda bırakıyorsun kendi görevini de ona yaptırıyosun…Başlarken 7o kişi başlıyoruz devam ederken 20 kişi bitimde 50 kişi yahu tabiki bitimde 50 kişi olacak hizmet eden işi yapan 20 kişi öldü geberdi yerde yatıyor zaten mitinge(toplantı) gelecek halimi kaldı bide hesap soruyolar…
Neyse ki yarış bitiyor millet yavaş yavaş dağılıyor,dağılıyor ama hala yemek peşin de gözün doysun be gözün doysun daha ne diyeyim ben…Aman gittiler sonunda tek tük kişi kaldı bizde masaları toplamaya başladık hiç bir şey kalmayacak şekilde,tabaklar dolu sanki yiyecek haspam doldurmuş da doldurmuş çöpe gidecek biliyorsun nie aç gözlülük yapıp da dolduruyosun…Allahım Ya Rabbim sen bizi ve bu düşüncesiz insanları affet…Bu işi yapıyorum yapmasına ama siz bide bu eziyeti bana sorun öyle içim acıyor ki bu masaları toplarken hiç el değmemiş yemekleri hiç el değmemiş meyveleri sebzeleri vs. direk çöpe döküyoruz…Memlekette aç gezen o kadar insan varken ekmek parası bulamayıp suç işleyenler varken hatta istemeyi  gururuna yediremeyip de açlıktan ölen onca insan varken biz bunları bu işi yaparken görmemezlikten,duymamazlıktan geliyoruz…Ve yapabileceğimiz bir şey olmadığı için bu gerçeklerle her gün yaşamaya devam ediyoruz…
Evet yarışı ‘’Anatoly’’ adında ki at kazandı.Ne yapayım yani kazandı da bana yararımı oldu vatana millete hayrı mı dokundu zavallı hayvan koştu koştu yoruldu üstündeki jokey ,sahibi ve at yarışı oynayıp kazanan adamlar parayı cebe indirdi . Türkiye de zengin olan adamlar biraz daha zenginleşti gerisini de Allah bilir zaten ne olacak bakalım…
Yani bu yapılan yarışlar,organizasyonlar iyi güzel hoşta ortada dönen paralar,hizmetler vs hiç de göze batmayan cinsten değil yani…

                                                                                  

26 Ağustos 2015 Çarşamba

BARBARLIK MÜZESİ


Kıbrıs da hep güzel yerleri içimizi açan, ağzımızı açık bırakan, gözlerimizin fal taşı gibi açıldığı heyecanlandığımız ve hayran kaldığımız yapıları gezdik.
Fakat madalyonun öteki yüzünü unutmamak gerek. Bunu düşünerek bu müzeyi gezmeye geldik fakat bu sefer ne gözlerimiz fal taşı gibi açıldı, nede yüreğimiz ferahladı aksime boynumuz bükük, kalbimiz acı içinde gözlerimiz yaşlı ve huzursuzuz.
Böyle bir ortamda insan nasıl huzurlu olabilir ki böyle bir vahşet karşısında nasıl bir tepki verebilir ki…
İnsanlar nasıl bu gaddar olabilir nasıl böyle canileşebilir ve bu kadar vahşileşerek nasıl insanlıktan çıkabilir ki gerçekten akıl sır erdiremiyorum asla ve asla kabullenemiyorum. Böyle bir vahşete neden olanların insan olduklarına inanamıyorum. Zira hayvanlar bile böyle bir vahşete neden olmuyor en azından kendi ırkına kendi türüne zarar vermiyor.
Müzenin adı Barbarlık Müzesi olmuş kim tarafından bu isim konulmuş bilmiyorum ama Barbarlar bile böyle katliam yapmıyorlardır herhalde bence bu müzenin adı Vahşet müzesi olmalı çünkü vahşetin her fotoğrafı çerçevelenmiş hem de orijinal photoshop yok hepsi gerçek.
Fotoğrafları tek tek inceledik yazılan yazıların hepsini tek tek okuduk.1963 yılının 24 Aralık gecesi bu içinde bulunduğumuz bu evde Kıbrıs Türk Alayı Doktoru Binbaşı Nihat İlhan’ın eşi Mürüvvet İlhan ve çocukları Murat, Kutsi, Hakan ve de ev sahibi olan Feride Gudum Rumlar tarafından kurşun yağmuruna tutularak vahşice katledilerek şehit olmuşlardır.
Müzenin kapısından içeriye girildiğin de girişin sağında kalan tarafta kırmızı boya ile tavandan aşağıya doğru akan bir motif yapılmış insanın içine içine işleyen diğer bir odada ise birçok semaya açılmış el resmi var gözleri yaşartan…
İnsan canı bu kadar mı hafif bu kadar mı önemsiz dedirten toplu katliamları anlatan siyah beyaz fotoğraflar o kadar yürek burkucu ki böyle fotoğrafları bir daha görmemek için son bölümü hızlıca geçtim.Çocuklarını bu katliamdan korumaya çalışan bir anneyi düşünün onları banyo küvetine saklayıp üzerine siper olacak kadar mükemmel ama gözü dönmüş cani insanlar o anneyi öldürürken bunu düşünemeyecek kadar vicdansızlaşmışlar daha küçücük olan yavrucaklar kurşun ile değil ama havasızlıktan ölmüşler.
Banyo ve tuvaleti cam levha ile kaplamışlar o zamanın izleri hala dün gibi yaşıyor orada küvetin içindeki kan izleri hala duruyor. Tuvalete açılan mermi izleri duvarlarda ve kırılan su deposunda…Ailenin katliam sırasında üzerinde olan kıyafetler özel bir camekanda sergilenmiş ve üzerinde ise o günden bir fotoğraf asılı gerçekten inanılmaz...


Gerçi evin içindeki mermi izlerinin hepsi siyah bantlarla dikkat çekici hale getirilmiş.
Yaşanan bu facia ile ilgili gazete haberleri çerçeve içinde sergilenmiş şekilde, ayrıca şehitlerimiz için yapılmış olan ve her birinin isminin yazılı olduğu ‘UNUTMAYACAĞIZ’ adlı levha oldukça manidardı.
Ayrıca Rauf Denktaş’ın imzası olan bir sözü de burada bir çerçeve içinde iliştirilmiş.O söz mü : ‘’Bu yuvada hürriyetin bedeli ve Türk olmanın diyeti ödenmiş Kıbrıs’ın ikinci Girit olması önlenmiştir. Megali İdea sevdalıları utansın ! Şehitlerimizin ruhları şad olsun.‘’
Müzeden çıkıyoruz fakat müzenin bahçesinde de aynı yılda yaşayan “Kumsal Katliamı”nda şehit edilen 11 Kıbrıs Türk vatan evladının anısına bir anıt yaptırılmış.Anıt üzerinde şehitlerin fotoğrafları da bulunuyorlar. Bu anıt “Şehit Aileleri ve Malul Gaziler Derneği”nin katkılarıyla yapılmış.Rumlar, Kıbrıs’ta Türkler üzerinde çok sıkı bir soykırım politikası uygulamışlar.
Barbarlık Müzesi 42 yıl önceki bu soykırımın delili ve belgesidir.
Gözyaşları içerisinde, tüylerimiz diken diken olmuş bir halde buradan ayrılıyoruz. İnsanlık tarihinde tekrar böyle katliamların olmaması için dua ediyoruz en saf ve en içten duygularla…
Bu müzeye gelerek bilinçlenmek gerekiyor neyin nasıl olduğunu biraz olsun görmek gerekiyor insanın içi kaldırmasa da buruklaşsa da mutlaka öğrenilmesi gerekiyor.
Maalesef burada çok fazla fotoğraf çekemedim. Çok duygusal bir insan olduğum için gözyaşlarıma hakim olamayıp makyajımı bozdum ve gezi boyunca selpak ile dolaştım. Pek tasnif edilecek bir durum değil ama kendime hakim olamayıp küfür etmişliğim bile var. Burada insanların güzel anısı olamaz ancak hüzünlü ve buruk bir anısı olabilir.

Görmek ve bilmek isteyen herkesin gidip görebilmesi dileğiyle…

BURSA YEŞİL CAMİ & YEŞİL TÜRBE

Bahçelievler Belediyesinin düzenlemiş olduğu günübirlik Bursa gezisine katıldığım ve soluğu o çok istediğim Yeşil Cami de aldığım anı paylaş...