birincilik ödülü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
birincilik ödülü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Kasım 2015 Cumartesi

OTUZ BEŞ YAŞ













KİTAP ADI: OTUZ BEŞ YAŞ
ŞAİR: CAHİT SITKI TARANCI
YAYIN: CAN YAYINLARI
TÜRÜ: ŞİİR
SAYFA SAYISI: 236
KİTAP ÜCRETİ:19 TL






                                                         ----ARKA KAPAK----

   Cahit Sıtkı Tarancı 4 Ekim 1910'da Diyarbakır'da doğdu. İlkokulu orada, ortaokulu İstanbul'da Saint Josepht'te, liseyi Galatasaray'da okudu. Şiir yazmaya lisede başladı. 1931'de Mülkiye Mektebi'ne yazıldı, bitirmeden ayrıldı. 1939'da Paris'e gitti, Cience Politique'e girdi. İkinci Dünya Savaşının çıkması üzerine yurda döndü. Askerliğini Edremit'te yaptı. Bir süre İstanbul'da babasının bürosunda çalıştı. Sonra, Ankara'da Anadolu Ajansı'nda, Toprak Mahsulleri Ofisi'nde çalıştı. Daha sonra Çalışma Bakanlığı'nda çevirmenlik yaptı. 1951'de evlendi. 1954 yılının başlarında hastalandı. İki yıl boyunca tedavi gördü. Ancak iyileşemediği için Viyana'ya gönderildi.1946'da Cumhuriyet Halk Partisi Şiir Yarışmasında Otuz Beş Yaş adlı şiiriyle birincilik ödülünü kazandı. 1957'de Varlık Dergisi'nin açtığı bir soruşturmada, yaşayan yazarlar arasında en beğenilen yazar seçildi.

                                                       ----BANA KALANLAR----

     Kitabın arka kapağında şairimizin biyografisine yer verilmiş.Kitabın içeriğine yer verilmesi gerekirken.Bence bir şairin hayatını bilmek az çok vereceği eserleri anlayabilmek demektir.
Savaşın içinde yaşayan bir şair ya içinde bulunduğu savaşı anlatır yada hayalinde ki barışı anlatır.Aşka düşmüş bir şair ya aşkı ya da ızdırabı anlatır.Yani insan ne durumdaysa o durumu anlatır benim düşüncemle...Şairimiz de öyle yapmış ve yazdıklarıyla bize hayatından kesitler sunmuştur.

     Bu kitapta şairimizin bütün şiirlerine neredeyse yer verilmiştir.Yolun yarısını ifade ettiği şiiri de kitabın ismini almıştır.Cahit Sıtkı tüm şiirlerini gündelik hayattan elde ederek kaleme almıştır.Bundan dolayıda daha kolay okunulmasını sağlamıştır.Benim açımdan en önemli özelliği budur herkes tarafından anlaşılmak ve defalarca okunmak.

27 Kasım 2015 Cuma

BİR GAZİ KOŞUSU HATIRASI


   

26 HAZİRAN 2011 Tarihinde 85. si düzenlenen’’GAZİ KOŞUSU’’n da görevliydim.Cidden çok zor bir gündü çok fazla yoruldum.Yorulduğuma deydi mi tabi ki de değmedi.Fakat bugün cidden ne kadar saçma bir dünyada yaşadığımızı bir kere daha anladım.1600 kadar kişiye hizmet ettik.bu kişiler arasında at sahipleri,at yarışı oynayanlar,bu kişilerin davetlileri,eşleri,çocukları,basın vs  vardı.Herkes etrafta fır dönüyordu aman bir yanlış yapılmasın aman dikkatli olalım…Yahu kabalıktan adım atamıyoruz ama hizmette sınırsızız bir elimizde kanepeler bir elimizde içkiler,meyveler,yemekler,tatlılar,kuru yemişler ohooo say say bitmez…Yine de memnun edemiyoruz milleti…Tabi ya evladım onu getir,kızım şunu götür Allahım sabır diye kaç kere yalvardım bilmiyorum…Hele kendini maymuna çevirip gelen kızlara bakışım inanılmazdı…ayaklarında 10 cm topuk yürüyemiyor, kafalarında taşıyamadıkları ‘’Hande Yener’in taktığı o acayip şapkalardan,giydikleri elbiseler zaten bir karış,o sıcakta o surattaki 2 ton boya badana o saçlar açık ,ellerinde eldiven falan ağızlarını yaya yaya konuşuyorlar Ya Rabbim yok yani nereye geldiniz siz film falan çekildi herhalde galadayız ama mümkün değil galalarda da görev aldım böle bir şey yoktu.He bide bunların yanı sıra kelli felli yaşlı başlı beyefendiler de vardı yani çekmiş takımı takmış gözlügü elinde oynadığı kuponlar oturmuş bir köşeye hadi be hadi be diye elinde içkisiyle sabırsızlıkla bekleyen heyecan dolular…Kimileri umarsız sanki zorla getirilmişler gibi ellerinde dergileri karşısındakiyle dedikodu yapıoyor…Zavallı basın ve zavallı biz asıl hizmeti biz yapıyoruz yine de paparayı biz yiyoruz nasıl adalet bu ya…basından arkadaşlar bir oraya bir buraya koşturuyor bir onun bir bunun agız kokusunu çekerek haber toplamaya çalışıyor,en edeplilerde onlardı zaten hele bir bayan vardı ki bana dediği cümle aklımda hala’’güzelim be sana  çok zahmet olacak ama bana bir bardak su getirebilir misin?’’ içimden dedim sen böle istedin canımı yedin zaten…
Zaman geçmek bilmiyor zaten,o onu istiyor bu bunu istiyor millet birbirini yiyiyor o ona bu buna bağırıyor…kaytaranlar yok mu diyeceksiniz bende size hiç olmaz mı diyorum.Arkadaşım yap işini işte zor durumda bırakma kimseyi herkesin görevi var ne diye adamı sen zor durumda bırakıyorsun kendi görevini de ona yaptırıyosun…Başlarken 7o kişi başlıyoruz devam ederken 20 kişi bitimde 50 kişi yahu tabiki bitimde 50 kişi olacak hizmet eden işi yapan 20 kişi öldü geberdi yerde yatıyor zaten mitinge(toplantı) gelecek halimi kaldı bide hesap soruyolar…
Neyse ki yarış bitiyor millet yavaş yavaş dağılıyor,dağılıyor ama hala yemek peşin de gözün doysun be gözün doysun daha ne diyeyim ben…Aman gittiler sonunda tek tük kişi kaldı bizde masaları toplamaya başladık hiç bir şey kalmayacak şekilde,tabaklar dolu sanki yiyecek haspam doldurmuş da doldurmuş çöpe gidecek biliyorsun nie aç gözlülük yapıp da dolduruyosun…Allahım Ya Rabbim sen bizi ve bu düşüncesiz insanları affet…Bu işi yapıyorum yapmasına ama siz bide bu eziyeti bana sorun öyle içim acıyor ki bu masaları toplarken hiç el değmemiş yemekleri hiç el değmemiş meyveleri sebzeleri vs. direk çöpe döküyoruz…Memlekette aç gezen o kadar insan varken ekmek parası bulamayıp suç işleyenler varken hatta istemeyi  gururuna yediremeyip de açlıktan ölen onca insan varken biz bunları bu işi yaparken görmemezlikten,duymamazlıktan geliyoruz…Ve yapabileceğimiz bir şey olmadığı için bu gerçeklerle her gün yaşamaya devam ediyoruz…
Evet yarışı ‘’Anatoly’’ adında ki at kazandı.Ne yapayım yani kazandı da bana yararımı oldu vatana millete hayrı mı dokundu zavallı hayvan koştu koştu yoruldu üstündeki jokey ,sahibi ve at yarışı oynayıp kazanan adamlar parayı cebe indirdi . Türkiye de zengin olan adamlar biraz daha zenginleşti gerisini de Allah bilir zaten ne olacak bakalım…
Yani bu yapılan yarışlar,organizasyonlar iyi güzel hoşta ortada dönen paralar,hizmetler vs hiç de göze batmayan cinsten değil yani…

                                                                                  

BURSA YEŞİL CAMİ & YEŞİL TÜRBE

Bahçelievler Belediyesinin düzenlemiş olduğu günübirlik Bursa gezisine katıldığım ve soluğu o çok istediğim Yeşil Cami de aldığım anı paylaş...