film yorumu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
film yorumu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Haziran 2016 Çarşamba

HAYAT GÜZELDİR



   Bazı filmler defalarca izlenmeyi hak ediyor hemde ilk izlenme heyecanında...
Hayatın içinden hayat gerçekliğiyle, konular çarptırılmadan ,degindirme yapılmadan, tarih atlanmadan ,hataya yer verilmeden ,kafa karışıklığı oluşturulmadan yapılan pek nadir filmler vardır.İşte gönül rahatlığıyla tavsiye edebileceğim ve izlendiğinde nasıldı diye sorduğumda pişman olmayacağım bir film.


Filmin Adı: Hayat Güzeldir
Orijinal Adı:La Vita E Bella ( Life İs Beautiful)
Yönetmen:Roberto Beningni
Oyuncular:Roberto Beningni , Nicoletta Braschi , Giorgio Cantarini , Giustino Durano , Sergio Bini Bustric
Ülke:İtalya
Tür:Romantik,Tarih,Savaş,Dram...
Vizyon Tarihi:20 Aralık 1997
Süre:116 dak.

     Çoğu insanda benim gibi düşündüğü için ki bu kadar çok ödül almış bir film.
Film bir kitapçıda cd şeklinde ilk elime aldığım da arkasını okuyup hadi bunu da alayım diyerek tanıştığım bir filmdi aslında.Daha sonra uzun bir süre rafta izlenmek için sırasını bekledi.İzlendikten sonrada vazgeçilemeyenler bölümüne terfi etti.
Filmden bahsetmem gerekirse filmin sonunda biterken çocuğun dediği cümleyi tekrarlarım ''Ailesi için çok fedakarlık yapan bir babanın hikayesidir:''
Gerçekten izleyip de film bittikten sonra böyle babalarda varmış diyorsunuz.Çünkü benim babam asla bunu yapmazdı...
Film ilk başlangıçta biraz sıkıcı geliyor daha doğrusu bana öyle geldi.İşte tanışma merasimi Guido'nun Dora'ya aşık olması önlerine çıkan engeller bu engelleri aşarak evlenmeleri daha sonra çocuklarının olması  gibi...
Fakat 2.Dünya Savaşı'nın olmasıyla ortaya çıkan durumlar izlerken heyecanlanmanızı sağlıyor ve o sıkıcılık birden kalkıveriyor.Yahudi oldukları gerçekliğini değiştiremedikleri ve ozamanın toplama kamlarına götürülmelerini konu alan ve de çocuğunu  savaşın gerçek yüzünden korumaya çalışan bir babanın  çocuğuna uydurduğu yalanlar...
Keşke hayatımız da karşılaştığımız tüm yalanlar bu derece masum ve koruyucu olsa keşke bu derce hayat kurtarsa...

Diyeceğim o ki çok fazla film izlememe rağmen paylaştığım keyif aldığım üzüldüğüm ve mutlaka izlenmesi gerek dediğim filmler arasında bu film ve eskiyeceğini hiç ama hiç düşünmüyorum.

Şimdiden iyi seyirler dileyerek adı gibi güzellikler getirsin bu film...



10 Aralık 2015 Perşembe

CENNETİN RENGİ


      Bir filmden beklentiniz nedir? Eğer kendiniz gibi olmayan bir insanın hayatını öğrenmek ve empati kurmak isterseniz bence bu filmi izlemelisiniz derim.

     Ben bu filmi aslında rastgele izledim.Farsça dilini öğrenmeye ve anlamaya daha doğrusu telaffuzların ne derecede yapıldığını duyabilmek için Farsça filmler izlemeye çalışıyorum.
Yine bir film ararken youtube de Cennetin Rengi adlı filme denk geldim ve izlemeye başladım. Filmi mi takip edeyim göz yaşlarımı silip silip alt yazılara mı bakayım ? Bilemedim…Üst üste iki kere izledim ve yine duygulandım.


     Film de gözleri görmeyen bir çocuğun yaşamını anlatıyor. Küçücük yaşında annesini kaybettiğinden ve onu ninesinin büyüttüğünden bahsediliyor. Ve köyde yaşayan ailenin çocuğu hem okuması hemde kendilerinden uzak tutmak için şehre yatılı körler okuluna gönderildiğini anlatıyor. Genç yaşta eşinin ölümü üzerine çocuklarıyla bir başına kalan babanın çaresizliğinden ve çalışmak zorunda olmasından yaşamış olduğu sorunları anlatıyor. Ve dramatik bir filmde beklenen son geliyor…Olmadık yerde olmadık şekilde film bitiyor.


      Kesinlikle izlenmesi ve hayatımızda sahip olduğumuz her şeye şükür dilememizi hatırlatan bir film…
Film de en çok çocuğun marangoz ile ağlayarak konuşması ve Allah’ı arayışı,o anlatımı içime dokundu…

Evet kısaca bahsetmek istedim filmden umarım merak edip izlersiniz ve benim yaşadığım duyguları sizlerde yaşarsınız. 



     Bu arada film 1999 da çekilmiş olan yani biraz eski bir film. Ama benim kült filmlerim arasına girdi diyebilirim. İran yapımı dramatik bir film. Majid  Majidi’nin senaryosunu yazıp yönettiği filmin başrol oyuncuları  Mohsen Ramazani ve Salameh Feyzi idir.Oyunculukları oldukça başarılıydı çok doğal,samimi,içten bir şekilde oynanılmış. İzlemeye başladığınız andan itibaren sizi içine alan bir filmdi.



                                               buradan frağmanına göz atabilirsiniz :)

3 Aralık 2015 Perşembe

İNCİR REÇELİ

İlk çıktığı yıllarda sinema da izleyip de hüngür hüngür ağladığım bir filmdi incir reçeli. Daha sonrada tekrar tekrar izlediğim filmler arasında yerini aldı.
Bir önceki postum da hiv virüsünden bahsetmiştim. Bu film de bu hastalığı çok güzel bir şekilde işlemiş. Ne çok dram ne de komedi günlük yaşamdan alınmış olan bir film. Oyuncular da karakterlerine o kadar oturmuş ki film siz istemeseniz de izlettiriyor kendisini…


Gelelim filmin kurgusuna ;Metin adında bir adam var ki bu adamı Halil Sezai Paracıkoğlu canlandırıyor.Bu adamcağız televizyon showları skeçler yazıyor. En büyük hayali ise senaryosunu yazdığı bir filmin çekilmesidir. İşini yaparken ve hayalinin peşinden koşarken geçmektedir günleri.Yani bizim hayatlarımız gibi sıkıcı ve sıradan.Ne yani yok mu hepimizin bir işi ve peşinden koştuğumuz hayallerimiz.Ama bir gün hiç beklemediği bir anda hayatına olmadık şekilde biri girer.Ve Metin bey aşık olur. Kim mi bu kız: Duygu yani Melike Güner . Duyguda kimin nesi diye sorarsanız eğer hıv virüsü taşıyan ve bu hastalıkla yaşamak zorunda olan bir kız. 

En basit bir rahatsızlığında vücudunun zayıf düşeceğini ve kısa sürede öleceğini bildiği için hayatını istediği gibi yaşamaya karar vermiş olan bir kız.En güzelini düşünmüş bence. Zaten biz insanlar hayatı yaşamayı hiçbir şeye üzülmemeyi iş işten geçtikten sonra yapmıyor muyuz?
Neyse dönelim filmimize filmin temel  konusu tabi ki bu hastalık fakat aşksız da olmaz yani.Hani tüm aşklarda son zamanlarda hep cinsellik ön plana çıkarılıyor ya bu filmde de cinsellik olmadan aşkın ne kadar da güzel yaşanabileceği anlatılıyor. Onlar için birlikte zaman geçirmek daha önemli…

Evet filmin görüntü kalitesi, müzikleri, konusu bence gayet güzel hatta defalarca izlenilecek kadar güzel…Bazı yorumlar da filmin iyi olmadığı halde çok abartılı olduğu söyleniliyor.Ben bu sözlere katılmıyorum eğer iyi olmasaydı Halil Sezai bu kadar tanınılır hale gelmezdi.Müzikleri bu kadar patlamazdı.Hatta ve hatta devam filmi çekilmezdi.

Evet devam filmi de çekildi. Orada da bu hastalıktan hayatını kaybetmiş olan bir kişinin arkasında bırakmış olduğu kişiden bahsediyor.Ve o kişinin bu acıyla nasıl devam ettiğini anlatıyor.

Bence eğer izlemediyseniz biran önce izleyin derim…

BURSA YEŞİL CAMİ & YEŞİL TÜRBE

Bahçelievler Belediyesinin düzenlemiş olduğu günübirlik Bursa gezisine katıldığım ve soluğu o çok istediğim Yeşil Cami de aldığım anı paylaş...