alışkanlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
alışkanlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Kasım 2015 Perşembe

İKİNCİ ŞANS


     Herkes ikinci bir şans haketmez…Çok nadir bir durumdur bu şans durumu, alınası bir şey olduğunda nadirleşir. Çünkü ikinci bir şans verildiğinde kullanımı  zaman geçtikçe ilk şansın kullanımına benzeyecektir.Öncelikle bunu aşk yönünden değerlendirirsek yaşamış bir insan olarak bunu adeta cömert bir insanın elinden alınan sevgi olarak açıklayabilirim…Bir ilişkiye başlanıp bir süre sonra bitiriliyorsa o ilişkide cidden yolunda gitmeyen bir düzenek vardır ve düzenek siz ne yaparsanız yapın değişmez…Bin kere kavga edin ,bin kere küsün,bin kere ayrılın ve hatta eşeklik edip bin kere de barışın…Ama asla ve asla yolunda gitmeyen bir ilişkiyle başa çıkamazsınız…Aptal aşık modundaysanız bu herkes tarafından fark edilir ama size söylenmez fakat  güçlü bir yapıdaysanız hata yaptığınızı söyleyen birkaç dosta sahip olabilirsiniz…Bunlara bence kulak vermek gerekir onlar çünkü bizim düşündüğümüz gibi bizi kıskanmıyor adeta bize acıyorlardır.
Biz kendimizi her defasında bi halt sandığımız için, falanca bana şöyle böyle şeyler söylüyor benim onu hayatımdan çıkarmam gerekiyor, benim aşk hayatımı çekemiyor diyoruz.Aslında dinlesek ve kabul etsek bize ne kadar büyük bir iyilik yaptığını anlayacağız fakat insan oğluyuz nankörüz işte anlamakta her defasında güçlük çekiyoruz ve anlayınca da vah vah edip dövünüyoruz…
Artık şunu anlamanın zamanı geldi diye düşünüyorum.Bir şeyi insan hayatında bir kere yaşamalıdır asla ve asla iki kere yaşamaya kalkmamalıdır aksi takdirde sadece kendisi üzülür ve kaybettikleriyle kalır… Atalarımız demiş işte insan yedisinde neyse yetmişinde de odur  fazla kurcalamamak lazım ötesini berisini çünkü doğru boşuna sevgilinizi değiştirmeye çalışmayın o yedisinde böyleydi siz istediğiniz kadar uğraşın yetmişinde de öyle olacaktır sadece değiştirdiğinizi sanmakla kalır ve uğraşınızın boşuna olduğunu anlarsınız.Bir yerde bir süre sonra patlak verir zaten…
Son zamanlarda yaşanan ilişkilerin çoğu laçkalaşmış, saman alevi gibi parlayıp saman alevi gibi sönen cinslerden ve tabiri caizse kimin eli kimin cebinde ilişkisi…Böyle ilişkilerden herkes gibi rahatsızım çünkü genellemelerin içine giriyoruz yahu sürekli kendimi ifade etmekten yoruldum garii bu saçma ilişkilerin arasında daha saçma olup da uzun süre dayanabilenler var kavga gürültü kıskançlık gözyaşı ama yine de ayrılamıyorlar bir bağ var arada göz yumma bağı sevgi bağı vs işte…bu bağımlılıktan,alışkanlıktan başka bir şey değil kısacası bir zaman sonra şizofrenliğe dönen bir hastalık…Hiç gereği yok arkadaş hoşlandın mı tamam başladın mı bir ilişkiye gittiği yere kadar  patlak verdimi , vereceksin yolunu açıkça diyeceksin sen böyle böylesin,herkes yoluna demeli insan.Çünkü demediğinde göz yumduğunda karsı taraf değil sadece kendisi üzülecektir…

He bide hakketmediği halde biz kızların götünü kaldırdığımız tipler vardır…Mesela en basit örneği iki insan birbirini delice sever fakat çevresel ve istenmeyen birtakım sebeplerden dolayı ayrılırlar…Bir zaman sonra kız özler ve kendini affettirmeye karar verir fakat erkek! bir defa şans ona geçmiştir ya naz yapar öle böle naz değil ama yapar da yapar naz yaparken de kız usanır artık erkek işi inada bindirir nazını yaparken bitarafları da iyice kalkar mı kalkar…bunu yapan sadece kızlar değildir böyle gariban erkekler de vardır…Ama barışsalar da ortada olacak bir şey yoktur yine bitecek yine bitecek yani…Benden söylemesi yaşamış bir insan olarak hiç kimseye ikinci bir şans vermeyin…diyeceksiniz ki çok acımasızsın yahu…Ama düşünün bir yaşadıklarınızı hayat da acımasız değil mi? Hem ikinci şansı verdikleriniz şuan yanınızda mı…not(benim yanımda değiller,hatta çoğu şuan en büyük düşmanım  ellerine geçirseler bir kaşık suda boğacak  düşmanlar yani) :)

30 Ağustos 2015 Pazar

30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMI




    Henüz sekiz yaşlarındaydım. O zamanlar annem ile babam henüz boşanmamışlardı.Ankara da yaşıyorduk ve babam bir parkın kafesini işletmekte idi.Okullar yaz tatiline girdiği için günümün çoğunu burada geçiriyordum.Babamı küçüklüğümden beri hep az görmüşümdür sürekli şehir dışına gidip gelirdi.Yanımızda olduğunda ise paçasından ayrılmazdım.

    Babam milliyetçi bir insandı ve tüm önemli günleri bilirdi. Bu önemli günlerde eve ve dükkana bayrak asardı.Ve birlikte Anıtkabir'e giderdik.Orada yapılan kutlamalara bizde katılarak izlerdik.
Fakat babam ile birlikte en son kutlamam 8 yaşında 30 Ağustos Zafer Bayramı idi.
O bayram kutlamasını çok net hatırlıyorum bembeyaz bir elbise giydirmişti annem belinde kırmızı bir kurdela vardı ve ayagımdada kırmızı rugan kurdelalı ayakkabılar.Elimde bir bayrak göğsümde ise öğretmenimin okuma bayramında hediye ettiği Atatürk posteri olan bir rozet.Heyecan içinde babamla Anıtkabir e gittik.Nereden bilebilirdim ki babamla gideceğim son bayram kutlaması olacağını.

Daha sonra annem ve babam ayrıldılar ve biz İstanbul'a taşındık.Uzun bir süre babamı görmedim.
Yeni bir okula başladım ve artık hiç bir şey eskisi gibi değildi.
Bende tek değişmeyen şey babamın bıraktığı bazı alışkanlıklardı. Tüm özel günlerde babam gibi evimizin camına bayrak asıyordum ve erkenden kalkıp okuldaki kutlamalara gidiyordum.
Aradan yıllar geçmesine rağmen ben bugün yine bayrağımı camıma takarak kutlamaların olduğu yere gitmeyi düşünüyorum.



Aradaki tek fark o zaman bu bayramın ne için kutlandığını bilmiyordum ama şimdi en ince ayrıntısına kadar her şeyi okudum araştırdım ve öğrendim.Bu duygular küçük yaşta yüreğe işlenir ve ömrünün sonuna kadar da hep aynı tazelikte durur.

30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMI 

1922 yılında 26 Ağustos'da başlayıp 30 Ağustos'da  Dumlupınar'da Mustafa Kemal'in başkomutanlığında galibiyet ile sonuçlanan Başkomutanlık Meydan Muharebesini yani Büyük Taarruz 'u hatırlamak ve anmak için kutlanmaktadır.
Bu bayram ülke topraklarının düşmandan arındığı günü kutlamak için Atatürk tarafından bizlere armağan edilmiştir.

Zafer Bayramı, ilk defa 30 Ağustos 1923 günü Afyonkarahisar, Ankara ve İzmir’de kutlanmıştır. Resmî olarak Zafer Bayramı ilân edilmesi 1935 yılının Mayıs ayında olmuştur.






BURSA YEŞİL CAMİ & YEŞİL TÜRBE

Bahçelievler Belediyesinin düzenlemiş olduğu günübirlik Bursa gezisine katıldığım ve soluğu o çok istediğim Yeşil Cami de aldığım anı paylaş...